Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

BU TİP BASKINLARDAN KİM NE KAZANDI!?...

Orhan Yücel
17 Ocak 2022 12:23
Son Güncelleme: 17 Ocak 2022 12:23
Çıkmış CHP’li birisi din eğitimine ortaçağ eğitimi diyerek, Müslümanları aşağılamaya kalkışmış. Aslına bakarsak bu gibi konuşmalar CHP ve bu zihniyetin ilk defa yaptığı bir davranış değil. CHP bu tip davranışları geçmişte de hep yapmıştı. Günümüzde de yapmaya devam ediyor. Geçmişte dinini öğrenmeye çalışan Müslüman çocuklarına ve yetişkinlere karşı çirkin davranışlar sergileyen, bu zihniyetin ordumuz mensuplarınca gerçekleştirilen bazı baskınlara göz atalım. Bu tip baskınlardan kim ne kazanacak veya bugüne kadar aynı davranışlardan kim ne kazandı, kim ne kaybetti? CHP’li Milletvekilinin “Din eğitimine Orta Çağ eğitimi” diyerek saldırması ve hakaret etmesi, geçmişte dindarlarımız üzerinde uygulanan ve yaşanan bazı olayları hatırlattı. Bu millet ordusuna peygamber ocağı olarak bakmaya alışmış, ordusunu her türlü vesvese, dedikodu ve benzeri hareketlerin dışında tutmaya çalışmıştır. Milletin öz değerlerine daha çok ordusu tarafından sahip çıkılması milletin gönlünü daha çok ferahlatacak ve ordusuna daha çok sarılmasına vesile olacaktır. Geçmişte kalan ancak unutamadığımız ve unutmamamız gereken Yüksek Askeri Şura toplantılarında irticai faaliyetlere karıştıkları gerekçesiyle subay ve ast subayların ordu ile ilişkileri kesiliyordu. YAŞ kararlarının yargıya  kapalı olması acıyı daha da arttırmakta ve halkın büyük kesimini tereddütlere düşürmekteydi. YAŞ karaları ile geçmişte aynı gerekçeler öne sürülerek bir sürü subay ve astsubayın ilişkileri kesilmiştir. Ordudan uzaklaştırılan bu subayların çoğunluğunun kamu oyuna yansıyan hayat hikayelerini hep gazetelerden takip ettik. Çoğunluğunun ilişik kesilme gerekçeleri arasında; hanımlarının başlarının örtülü olması, hanım eli sıkmaması, içki içmemesi, namaz kılması, oruç tutması gibi her Müslüman’ın yapması veya yapmaması gereken görevleri ifa etmelerinin bulunduğunu da yine gazetelerden okumuştuk. Bu milletin  dininin emir ve yasaklarını hayatına uyguladığı gerekçesiyle dışlanması ve bundan dolayı cezalandırılması, halkımızın çoğunu üzmüştür. Birde ülkemizde bilhassa askeri yönetimler devrinde ve 28 Şubat sürecinde Müslüman vatandaşlarımızın dini yaşantılarına birtakım kısıtlamalar getirilmesinin askerlerin baskısı ve dayatması ile gerçekleştirilmesi şeklindeki kamuoyuna yapılan propagandalar da halkımızı çok üzmüştür. 2005 yılında gazetelere yansıyan o günlerde yaşanan bir jandarma baskınından söz etmek istiyorum. Bazılarımız şimdi bunları hatırlatmanın ve yazmanın ne manası var da diyebilir. Ama, geçmişteki olumsuz davranışları arada sırada hatırlamakta ve hatırlatmakta bana göre büyük faydalar var. Bir daha bu tip davranışları yaşamamak ve yaşatanlara fırsat vermemek bakımından ve genç neslin de bunları öğrenmesi bakımından önemli olduğuna inananlardanım. 2005 yılında Sakarya'nın Akyazı İlçesi'nde Sinan Camii'ne Jandarma ekipleri tarafından baskın yapılıyor. Cami'nin üst katında Kur'an-ı Kerim öğrenen yaklaşık kırk kişilik grubun büyük çoğunluğunun itiş kakışla arabalara bindirilerek karakola götürüldüğü bildiriliyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Sinan Camii Dernek Üyesi Mehmet Deniz, şahit olduğu baskını şöyle anlatıyor: "Camide bir grup toplanarak Kur'an-ı Kerim okuyordu. Bu sırada camiye Jandarma tarafından baskın yapıldı. Camide bulunan babama jandarma komutanı tarafından hakaretler edildi. Kur'an okuyan vatandaşlardan çoğu karakola götürüldü. Çarşaflı olduklarından dolayı 18-20 yaşlarındaki kızlar da itiş kakışla arabaya bindirilerek karakola götürüldü. Sanki teröristmişiz gibi muamele gördük."İlçe Jandarma Komutanı  sorularımıza cevap vermekten kaçınarak "Olay savcılığa intikal etti. Bilgi veremem" diyor. Jandarmamızın böyle baskınlar yapması, hem de camide böyle bir olayın yaşanması askerimize ve ülkemize ne kazandırmıştır? çok merak ediyorum. Camiye yapılan bu baskın neticesinde, gözaltına alınan bu çocuklarımız ve yetişkinlerde, böyle bir olaya maruz kalmanın izleri hayatları boyunca dimağlarından silinmeyecek  ve bunu hep hatırlayacaklardır. Bu haberi okuyunca rahmetli annem aklıma geldi. Biz küçükken yaramazlık yaptığımızda, annem bizi hep jandarmayla korkuturdu. Bak, yaramazlık yapmaya devam ederseniz, sizi jandarmaya teslim ederim haaa, derdi. Annemi bu davranışa iten sebep de, 1950 öncesi onun ibadetlerini yapacak kadar dua öğrenmeye gayret ederken, o yıllarda yapılan jandarma baskınlarının dimağında kalan izleriydi. Şimdi bu ve benzeri olaylar da halkımızın dimağına yerleşecek ve ömür boyu unutulmayacaktır. Bütün bunlara ne gerek vardı. Bu millet, dini vecibelerini yerine getirebilecek kadar, sure ve geçmişlerine okuyacak kadar Kur’anı yüzünden okumayı öğrenmenin gayreti içinde, bunun dışında kötü niyetli hiçbir düşüncenin sahibi değildir. Bu tip davranışlar olsa olsa düşmanlarımızı memnun eder. Milletimize, devletimize ve peygamber ocağı ordumuza hiçbir şey kazandırmaz. Kazandırmamıştır da zaten. 

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.