Haber Ordu Ordu Haberleri
GENEL

DEĞİŞTİRMEK Mİ, DÜZELTMEK Mİ?

Orhan Yücel
04 Nisan 2022 11:15
Son Güncelleme: 04 Nisan 2022 11:15
Bu ülkede baskı ve dayatmalarla yaşantısı, inancı, ibadeti, giyimi kuşamı değiştirilmek istenen ve değiştirilenlerin kimler olduğunu bu ülkede yaşayan herkes çok iyi bilmektedir.Durum bu vaziyette iken birileri halâ ortaya çıkıp, her türlü baskı ve dayatmaların uygulanmasına rağmen bir türlü kendi istek ve arzularına uygun yaşantı ve inanç içine sokamadıkları insanların, haklarının aranması ve mağduriyetlerinin giderilmesi hususunda yapılmak istenen düzeltme çalışmalarını istismar ederek, bu çevreleri her zaman olduğu gibi karalama kampanyaları başlatmaya çabalamaktalar.Anayasanın teminat altına aldığı, herkesin inancına uygun ibadet etme ve yaşama hakkına yapılan müdahale ve kısıtlamalar yokmuş gibi, bu kısıtlamaların düzeltilmesi hususunda yapılmak istenen düzenlemelere sırf kendi inançlarına uymadığı için karşı çıkanların kimler olduğunu da bu millet çok iyi bilmektedir.Yıllardan beri millete her türlü baskı ve dayatmalar yapılmasına rağmen, bir türlü inancından ve ibadetinden vazgeçiremediler. Bu konuda başarılı olamayınca da hep hırçınlaşıp, her fırsatta milletten hınç almanın peşine düşmekteler. Bu çevreler hiçbir zaman milletin teveccühüne ve tercihine mazhar olamamaktadır. Yapılan her seçimden hep mağlup olarak çıkmaktalar. Ama, bir türlü de bundan ders alamamaktalar.Bu çevreler geçmişten günümüze kadar seçimle elde edemediklerini, vesayetçi atanmışların yardım ve desteği ile elde etmenin peşinden koştular. Ülkede halâ, seçimle gelenlere göre atanmışların yönetimdeki ağırlıkları ezici bir şekilde sürmektedir.Yönetimde söz sahibi olanlar geçmişte elde ettikleri bu güçlerinin ellerinden gitmemesi için her türlü yolu denemeyi de sürdürmektedir.Geçmişte de Türkiye’de insanların ezici çoğunluğunun, dinini yaşama konusunda sıkıntısı olmadığını söylüyorlardı. Ama, uygulamada durum bunun tam tersiydi. Dindar insanların dini yaşantıları üzerinde hep yasaklar, baskılar ve dayatmalar uygulanıyordu.Bu yasakçı, dayatmacı ve baskıcı zihniyet mensupları her fırsatta Türkiye’de  camilerde serbestçe ibadet yapıldığını, on binlerce din adamının hizmet verdiğini, dini bayramların kutlandığını, insanların hacca rahatlıkla gittiğini ileri sürüyorlardı.Bunlar; “dindar insanların her türlü baskı, dayatma ve yasaklara maruz kalmış olmalarına rağmen, sanki bu yaşananlar hiç yaşanmamış gibi dindarların sorun çıkardığını ileri sürüyorlardı.  Maalesef o sorun, Türkiye’nin huzurunu bozabilecek olan sorundur. Maalesef birilerine bu yetmiyor, bu tablo yetmiyor. Bunu değiştirmek istiyorlar. Nereye doğru değiştirmek istiyorlar; eğitime, hukuka, siyasete, devlet yönetimine, kılığa kıyafete dini taşımak açısından değiştirmek istiyorlar. Türkiye’nin tablosunu, görüntüsünü, yaşamını İslâmî bir damganın altına daha çok, daha çok, daha çok sokabilmek için kendilerince yollar, yöntemler arıyorlar. Bu açıkça konuşulması gereken bir konu. Bizi rahatsız eden bu gelişmelerin birbirinden kopuk, bireysel arayışlardan kaynaklanmadığını biliyoruz.” Diyorlardı.Şimdi kimin neyi ne gayeyle değiştirmeye çalıştığına bir bakalım.Belli bir zamana kadar bu ülkede yaşayan kızlarımız Üniversitelere başörtüsü ile devam ederken, sonradan yapılan değişiklik neticesinde hepsi okullarından atılmadı mı?Kur’an kurslarına devam etmede herhangi bir yaş sınırlaması yokken, sonradan yapılan değişiklikle yaş sınırlaması getirilerek, belli bir yaşa kadar çocuklarımızın Kur’an öğrenmesi engellenmedi mi?İmam Hatip Lisesinde okuyanlar aldıkları puanların eşit hesaplandığı devrelerde kazandıkları okullara rahatlıkla girebilirken, bu konuda yapılan haksız katsayı uygulaması değişikliğinden sonra, Üniversitelere eskisi gibi kayıt yaptırabildiler mi?Eskiden rahatlıkla girile bilinen bazı yerlere, kamu alanı adı verilerek Başbakan, Bakan ve Milletvekili eşi de olsa başörtülülerin girmesine engeller getirilmedi mi?Daha kısaca ifade etmeye çalışırsak, dininin emir ve yasaklarına uygun şekilde yaşamak isteyen mütedeyyin insanların yaşantısına müdahale ve kısıtlamalar getirilmedi mi?Şimdi elimizi vicdanımıza koyup öyle düşünelim. Sonradan yapılan değişikliklerle insanlarımızın dini yaşantılarına getirilen kısıtlamalar mı, yoksa bu kısıtlamaların düzeltilmesi için çalışmak ve bu sorunları ortadan kaldırmak mı, daha insanî ve hukukidir. Hangisi daha demokratik ve çağdaştır?İnsanlarımızın dini yaşantıları üzerinde kimlerin baskı, dayatma ve yasaklar uyguladığını ve kimlerin bunları ortadan kaldırdığını bu millet çok iyi bilmektedir.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.