Hep böyle değil midir? Detaylarla uğraşırken, asıl özü kaçırırız. Kim ki, olayların teferruatına kadar inmek istiyorsa, o kişinin olayın özü ile ilgili bilgisinin kıtlığındandır. Bilgisi kıt olanlar, bilgisizliklerini teferruata dalmakla örteceklerini zannederler. Bir konu hakkında yeterli bilgi sahibi olanlar, fazla teferruatla uğraşmadan direk olayın özüne inerek olayın kesin çözümünü temin ederler.Konumuzla ilgili aşağıdaki olayı dikkatlice okuyalım. Görülecektir ki, olayın teferruatı ile uğraşanlar, gerçekten görmesi gerekenleri görememekte ve gözden kaçırmaktadır. Şimdi olayı okuyalım:Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir. Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar .Juan, "Yalnızca kum" diye cevap verince polis, "Aç bakalım çantaları" der. Juan çantaları açar, polis didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz çantada!Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir ancak saf kumdan başka bir şey yoktur! Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.Ertesi gün Juan Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir. Polis Juan'ı gene durdurur, didik didik arar, bir şey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır. Bu olay, polis emekli olana kadar yıllarca devam eder!Bir gün emekli polis Meksika'da bir barda otururken Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır; "Senin yıllardır bir şeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım. Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden. Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağından emin olabilirsin." Juan gülümseyerek yanıtlar, "Motosiklet"DETAYLA BOĞUŞURKEN ÖZÜ KAÇIRMAYALIMAK Parti’nin iktidar olduğu ilk yıllarda Gazetedeki “CHP’li vekili irtica çarptı” haberini görünce de bu aklıma gelmişti. CHP’li vekil’in aklı fikri cami ve mescit düşmanlığında olunca, çok büyük bir fırsat yakaladığı heyecanına kapılarak kendine yakın iki gazeteciyi arayarak irtica avına çıkmış. Olay şöyle gelişmiş: Vekilimiz Halil Tiryaki Ankara'dan Kırıkkale'ye giderken, Mamak yolu üzerinde ya da parkların içinde küçük küçük yapıların belirdiğini fark etmiş. Her gidiş gelişinde yol kenarındaki kulübeciklerin sayısı artıyormuş, giderken yarısı boyanmış olarak gördüğü yapının, dönüşte camının çerçevesinin de ortaya çıktığını fark ediyormuş. Samimiyetine güvendiği birkaç gazeteci ile konuşmuş. Onlara da, sadece “Çok önemli bir haber var” demekten öte bir bilgi vermemiş. Yanlarında foto muhabirinin bulunmasını şart koşmuş. İyi bir haber yakalamanın heyecanı ile muhabirler, “tamam” demişler. Her şey tamam, sadece Tiryaki'den gelecek telefonu beklemeye başlamışlar.Nihayet beklenen telefon gelmiş. Milletvekilinin aracı önde, onlar arkada habere doğru sürmeye başlamışlar. Kızılay'dan çıkıp Aydınlık Kavşağından dönüp, Samsun Yolu'ndan Mamak'a yönelmişler. Telekom’u az geçince, Halil Tiryaki bir parkın önünde durmuş. Eliyle küçük bir yapıyı işaret etmiş. Foto muhabirleri şakır şakır fotoğraf çekerken, muhabirler halâ ne olduğunu anlamamışlar. Yeterli görüntünün alındığına kanaat getirince Halil Ağa,”beni takip edin” demiş. İkinci bir hedefe yönelmişler. Kısa bir müddet gittikten sonra ikinci mekânda da, yine bir öncesinin tıpkısı küçük bir kulübe varmış. Bir önceki kulübe gibi sadece boyanmamış, üzerine doğa resimleri yapılmıştı. Foto muhabirleri bir yandan gösterilen yerin resimlerini çekerken, Halil Tiryaki ile muhabirler de, konuşmaya başlamış. Tiryaki,”AK Partili belediyeler irticaya hizmet ediyor” demiş.Resmi çekilen kulübeler ile irticanın ne ilgisi vardı? Gazetecilere göre ilgisi yoktu ama CHP'li vekile göre AK Parti tam suçüstü yakalanmıştı. Çünkü resmi çekilen yerler mesciddi ve AK Partili belediyeler başta parklar olmak üzere buldukları her yere mescid yapıyorlardı. Ancak ufak bir sorun vardı. Foto muhabirlerinden biri,”Ama efendim” dedi. “Bunlar mescid değil ki?” CHP'li vekil,”ne demek mescit değil” dercesine yüzüne baktı. İçlerinden biri,” Bunlar elektrik trafosu” dedi. Tiryaki, “Böyle trafo olur mu ” diye itiraz etti. Trafo dediğin kirli, paslı olur. Üzerinde ilân ve duvar yazısı bulunur. Gazetecilere inanmadı ama içine de bir kurt düştü. En iyi gidip bizzat kontrol etmekti.Vekil gazetecilere inanmayıp, gidip kapıyı açıp buraları kontrol etmeyi denedi, ama kapıyı açamadı. Sonradan vekil de buraların trafo olduğuna ikna oldu. CHP’li vekil büyük bir irtica olayı yakaladığını düşünerek, konunun teferruatına kendini kaptırınca, işin özünü yani buraların gerçekte birer trafo merkezi olabileceği gerçeğini gözünden kaçırmış olmakla kalmadı, aynı zamanda gülünç duruma da düşmüş oldu.
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın