Haber Ordu Ordu Haberleri
KÖŞE YAZILARI

STANDART SAPMA GÖLGESİNDE “ÖĞRENİM’SİZ’ EĞİTİM..!”

Saliha Coşkun
26 Temmuz 2021 09:36
Son Güncelleme: 26 Temmuz 2021 09:36
Bir konu ki,temeli teşkîl eder, temeli teskîn eder, temelsiz telâşede sürükler...   Sorgusunda cevâbsız nice konudan farksız durumda: Yetemediği devri daîmsel akışta kalbe kan pompalamayan, kanayan yara, öldüm öleceğim nefessizliğindeki bitkisel yaşam şuûru kapalılık belirsizliği ve daha sıralanabilecek kritik durumdaki  konulardan birisi” Öğrenim’siz Eğitim!”…abartıdan uzak gerçekliğine yakın…Bildim gerekçeli yalanların tufânı misâl gölgesinde kalan;güç yanı: Ne’ye tutunmakla köklü nedensellikler bağının zincirleme kopuşunda ana halkadır,”Öğrenim’siz’ Eğitim!”.. Düğümden halkasında ilmek ilmek sökülen, okunmaya muhtâc bin desenle, tek çizgiden “muhkem sorgusuzluğu” besleyen ve ne yazık ki yetmekle yetiştirmeyen öğretim..! Hem; kavramsal boyutu dahi ayrıntı gibi görünse bile üzerinde durulmaya değer bir konudur: Eğit’mek mi, öğret’mek mi?!. Hangisi gerçekliğinde kapsayıcı,insan onûruna yakışır”……..biz sana/biz ona şu ilmi verdik/şu ilîmle donattık……”hitâbından yola çıkarıIacak her yönüyle kapsayıcı kavram hangisidir, hangisinin bin tık üstündedir, hitâba mugâyir, hitâba kör olmayan!?.  Eğitim kavramı, terbîye etmek kavramına yakın ve yatkınlık izlenimi veregelmiştir. Ama ki,öğretmek; insanda olan cevheri tanıtmak, kendindekini açığa çıkarmakla kendini bildirmek anlamına daha yakın ve yatkın gelmektedir. Ki; zâten eğitmekten fazlası gerekiyor…Hayât başlıbaşına insan için öğrenim ve kemâl noktasında insanlık vâsfının beklenilen çeşitleriyle dolu olmasına rağmen öğretim sâdece belli zaman dilimiyle sınırlandırılıyor. Dahası; olsunlayan mantîk çerçevesi  “sırf meslek olsun” odaklı  yönlendirme ve beklentiyle çıkmazda yol alıyordu!..Çıkmazında savruk yaprak yaprak; neresi, nereye sürüklenişinde.!! Kişinin istidâdında olmayan öğretim, ya mutsuz meslek sahipleri ya da savruk gençlik, savruk yetişkinlik ve daha da vahîmi “Kimliksiz İnsan”lığa sebebîyet veriyordu. Hâl ve durum gereksizliğiyle eğitim, pofpoflanan içeriği dolmamış diploma olmaktan öteye geçmiyordu. Dosya arasına sıkıştırılan tozlanmaya sunulan, belkilerinde ümit kırıntısı kadar paylı” belki bir gün işe yarar”; Beklenti hayâlinde bekletiliyor-bekliyordu…Her insan fıtratında kôdlu yetîyle mevcûttu. Bu yetî bulunabilseydi yeter ki, yetecekti… El izlerinin farkı kadarından hikmetle mümkündü... Üç-dört yaşındaki çocukları ufâcık bir gözlemle ne gibi bir kabîliyeti olduğu, hangi yönde ilerleyebileciği, nasıl  yönlendirme yapılacağı hakkında bilgi verirdi. Bunu görebilecek eğitimci” ehlî öğretim” yolunda ilerleyebiliyorsa…Hangi işte, iş varsa ona yığılmayla önü tıkanan nice ehîl kişinin işine kavuşamaması “İşteki, başka iş için ehlîyetli; işe yabancı” uyumsuz pazıl parçalarının uydurulma çabâlarından öteye geçmiyordu… Gül Kokulu Peygamberimiz’in buyurduğuna daîr rivâyet edilir ki:”İşi ehlî olmayanlar yapmaya başladığı vakit, kıyâmeti bekleyiniz.” Ey Nebî..! Gül Kokulu Peygâmberim, hâl bu hâlken kıyâmetten hangi kıyâmeti şeçelim; figânını âyân eylemekle ne’ye güç yetirilebilir, yetirebilirim.!? Hem nedendir meslek odaklı okul hayatı sunulur?... İnsan, her nefesin eğitimine tabî tutulmalı; tek taraflı “akl-a indirgenen ilimler’in” uc noktada başarı beklentilerini öyle ya da böyle yetersizlikle karşılaması ne derece tamam kıldı!?. Bu tamamı devâmda tökezleten fazlasını görmezken; kabûl gören, okul, başarı, sınav ve doğrultusunda yavaş yavaş yıkan ama yıkımının etkisi geç anlaşılacak olan insanlığın varôluş kimliği, hikmetsiz yaşayışlarda… Diğer bir konu gölgesinde kalınan, sırf o mihvâle hazır edilen eleme yöntemi ve bu yöntemin standart sapması…Çocuk gelişimi çocuktan çocuğa farklılık arz ederken, içinde hep bir çocuk olan birey de kendi içinde değerlendirilmelidir. Neden aynı tek tip eleme yöntemi sunuluyor, ”önce, hepsinden birer parça ve payca bil..! ”der gibi... Belli yönlendirme yapılıyor; sayısal, sözel, eşit ağırlık, bu yeterli değil midir; sorusu akla gelebilir. Fakât çok geç kalmaya ve tek yönlülüğe sebep; “bak!”, “verdiğimi al..!”; mantîğını aşamamış vazîyette... İnsan; kendine sahîci değilken kendine bunca yabancılıkta; İnsanı insanlığa, kendini hazır edememiş beklenti doğrultusunda toplumun genelince başarı adledilen ve bu başarıyla konuma lâyıklık  değeri olabilecek çokça fark ve faklılığa engel olan!!.. Tam zıt istikâmetince… Kabûlüne hayret değil, benimsenmesine hayret ettiğim, şurada şunca kapsayıcı nedendir; denilemeyen kabûllü başarılar!..Standart sapmayla bireyi genellendiren yöntem artığı..! Aman..! tabiî olarak, yanlışların doğruyu götürdüğünü hayâtla eleme mukâyese ederekte öğretmeli değil mi?!.Farklı konulardaki yanlışlar farklı doğruları götürür, ne kadar da günlük hayata hazır eder!!.Hangi standart ve sistematiğin yetersiz kaldığı yöntemi?.. Gerçi bunları söylemek boşmuş izlenimli hezeyândır, genelce; maâlesef ki..! Çünkü orta düzey başarı sıfırlanmaya mahkûm konumda ve uc noktalarda ezberci başarı günlük pofpoflanmayla mutluyken, oturmuşken yerli yerine, fazlasını sorgulama ya da eleştirmeye ne gerek var!!. Ne de olsa herkesin değerlendirilmesi muâzzamlıkta seyreder..! Anne, baba, yakın akrama” nasılsın’dan evvel sınav, okul, başarı;(hangi başarı, kime ve neye göre başarı.!)sorar. Kabûldür, kabûl görer;ya insan yapısı, uymayan uydurulan  üzerine oturmayan nicesiyle hangi buhrân, hangi depresyon, hangi mânâ, hangi gerçek.!?Önemli  olarak “görülen!”  kritik dönemlerde ca’bası: Çocukluk, ergenlik, gençlik ve kimlik oturma dönemleri... hangi sıhhatte atlatılan!?. Velhâsıl; dört-beş yaş en geç on-on üç yaşta  istidâd belirlenmekle  meslekî yönlendirme yapılabilecekken(Deneme-yanılma ya da hepsini bil ile değil, tam bir öğretim potansiyelindeki, yeteneğindeki öğretmen gözlemiyle) en azından hangi alanda ilerleyeceği belirtilebilecek kesinlikteyken,(istisnâ durumlar dışında)yirmili yaşların sonuna doğru uzayan yetersizlik ve yeteneksizlik!.. Dahası ve üzücü olanı hakîkâti körelten, yeteneği körelten; güzelliğe tâkatsiz, aslôlana uzak tutuyordu; çoğunluğun puanından, olasılıkla ya da değişkenlikle, ortalama fark değerlendirmesiyle, sanırsın ekônomik hesâplamayla belirlenen ismine ne denilirse denilsin yapılan uygulamada…  Fazlası genel anlamda hassâs rûhlara dokunun, fark etse de etmese de:”SUS, bir kenâra çekil bakalım, bir senecik daha..! dalgasında; Sen, az kişinin yapabileceği değerdeki soruyu yapamadın.!! “İnsan gurûruna yaraşır!” yaklaşımla, bireyin eleniş hikâyesine hazırlık/ bireyin bu hikâyede silinişi..!

                                                      Sâlihâ ÇOŞKUN

   

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.