Burada kazanmak deyince maddî manada kazanmaktan söz etmeyeceğiz. Maddî kazançlar da insan hayatı için mutlaka önemlidir. Ancak, asıl önemli olan manevi kazançlar ve kayıplardır. İnsan hayatında maddî ve manevî kazançlar, inişli ve çıkışlı bir yol izler. İnsan hep kazanacak diye bir şey yok. Kazanmak da kaybetmek de insana mahsus bir olgu olduğuna göre, insan kimi zaman kazanır, kimi zaman da kaybeder. Maddî açıdan kaybetmek de, oldukça önemlidir. Ancak, insanın sonradan çalışıp çabalayıp maddî kayıplarını telafi edebilecek imkânı ve fırsatı yakalayabilme şansı her zaman mümkündür. Bizim asıl üzerinde duracak olduğumuz husus manevî yönden kayıp ettiklerimiz. İnsanın manevî kazançları elde etmesi oldukça meşakkatli bir çaba ve çalışmanın neticesinde gerçekleşebilmektedir. Manevî kazançları elde etmek çok uzun süreye yayılabilir. Bazen insanın bir ömrüne ancak sığdırılabilir. Ama, kaybetmek o kadar kolay olmaktadır ki, onun değeri ancak kayba uğradıktan sonra anlaşılır. Manevî kayıpların telafisi, maddî kayıpların telafisi kadar kolay olamamaktadır. Nasıl yaydan çıkan okun bir daha geriye dönüşü söz konusu bile edilemezse, insanın manevî kazançlarının ufacık bir hata ile elden çıkması halinde geriye gelişinden de söz edilemez. İnsanın manevî kazançları nedir dersek? İnsanın hayatına ve yaşantısına renk katan her türlü değerlerdir diyebiliriz. İnsan her şeyden önce namusu ve şerefi için yaşar. Namus, şeref, haysiyet, itibar, emin ve güvenilir olmak, sırdaşlık, dostluk, arkadaşlık, bunlar insan için vaz geçilmez ve ulaşılması ve elde edilmesi çok uğraş gerektiren, sonradan kazanılan özelliklerdir. İnsan bu değerler için yaşar. Bu değerleri elde etmek ve toplum içinde böylesine değerlere sahip özelliklerle yer almak herkesin arzu ve hedefleri arasında yer almaktadır. Mevlâna ne güzel söylemiş: “Eden kendisine eder, yapan bulur ve çeker. Unutma kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.” Mevlâna’nın bu sözleri tam da bizim söylemek istediklerimizi açıkça ifade etmektedir. Kazanan da insandır, kaybeden de insandır. Kazanan kazandım diye övünmemeli, kaybeden de kaybettim diye yerinmemeli. Her ikisinde de olayın kahramanı aynı kişidir. Aynı kişi bu gün kazanır, yarın kaybeder. Hayatta insanın başına nelerin geleceğini önceden kestirmek mümkün değildir. Ancak, insanın aklını ve iradesini kullanarak, hayatı boyunca bir çok meşakkatlere katlanarak elde etmiş olduğu manevî kazançlarını muhafaza edebilmek için her türlü çaba ve gayreti göstermesi kendi menfaatine olacaktır. Her insanın bulunmuş olduğu ve toplum içinde yer aldığı konumuna göre kazanç ve kayıpları farklılık arz etmektedir. İnsanların kalbini kazanmak oldukça zor ve uzun soluklu bir mücadele ile mümkün olabilmektedir. Ancak, bir insanın kalbini kırmak çok daha kolay ve kısa sürede gerçekleşebilmektedir. Toplum içinde yöneticilik makamına ulaşmış insanlar için, bu söylediklerimiz daha da ehemmiyet arz etmektedir. Yönetici emri altında çalışanların kalbini kazanmakta mahir olmalı ki, onlardan daha çok verim alabilsin. Yöneticiler için; adil olmak, güven telkin etmek, çalışanları arasında ayırımcılık yapmamak, emri altında çalışanları başarı ve çalışmalarına göre adalet terazisi ölçeğinde tarafsız değerlendirmek, kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmemek, herkese karşı eşit mesafede bulunmak, şahsî hırs ve kinine kapılarak emri altında çalışanlara haksızlık yapmamak, çok önemli ve lüzumlu hususlardır. Emri altında çalışanlara karşı bilerek haksızlık yapan ve şahsî kin ve hırsına kapılarak onları cezalandırmak yoluna giden yöneticinin, eninde sonunda pişmanlık duyacağı muhakkaktır. Hele az da olsa bir vicdanı varsa, ileriki yıllarda vicdanı onu hep rahatsız edecektir. Küçük yerlerde, insanların her an için birbirleri ile karşılaşması ihtimali oldukça yüksektir. Yöneticilik zamanında haksızlık yaptığı ve bile bile kötülük yaptığı kimselerle sokakta her an karşılaşılabilinir. İşte, bu karşılaşmalarda o kimsenin yüzüne bile bakamaz konuma gelebilir. Yöneticilik yaptığı zaman diliminde kötülük yaptığı insanlarla her karşılaşmasında, vicdanı sızlayacak ve yaptıkları onu rahatsız edecektir. Yaydan çıkan okun geriye gelmesinin mümkün olamadığı gibi, yapılan kötülüklerin sonradan telafisinin de mümkün olamayacağı iyi bilinmelidir. Yönetici o makamda oturduğu sürece, bunun farkına varamayabilir, ama, emin olsun ki o makam ve koltuk gittikten sonra, mutlaka yaptıklarının ezikliği ömrü süresince onunla birlikte yaşayacaktır. Yapılan iyilikler çabuk unutulur, ama, kötülükler o kadar kolay unutulmaz. Hele ki, insanın geleceğini olumsuz yönde etkileyecek haksız ve mesnetsiz kararlar verilmesi ömür boyu unutulmaz.
Yorum yazarak
topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Ordu hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorum Yazın