escort

reklam
reklam

BİR TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM… « Haber Ordu

23 Ekim 2021 - 20:12

BİR TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM…

BİR TESBİH DEYİP GEÇMEYELİM…
Son Güncelleme :

23 Eylül 2021 - 9:46

96 kez okundu

Tahmin edileceği gibi, namazlardan sonra yapılan tesbihatta kullanılan  nesneden söz ediyoruz. Tespih Müslümanların yoğun olarak kullandıkları bir nesnedir. Ama, öyle basit bir madde değil, manevi değeri olan, ruhlara hitap eden bir maddedir.

 

Bir vaizden dinlemiştim. Vaiz Müslüman’ın vasıflarından bahsederken, Müslüman’ın tanınmasını sağlayan, üzerinde bulunan bazı eşyaların varlığından söz ederken, takke ve tesbihten söz etmişti. Yabancı bir diyarda hayatını kaybeden bir kimsenin dinini belirlemede, cebinde bulunan tespih çok önemli rol oynayabilir.

 

tespih bazı kişilerin hidayete ermesinde de önemli katkılarda bulunabilir. H.Torpil adlı bir vatandaşımızın Abdullah Aymaz’a gönderdiği E-Posta mesajını dikkatlerinize sunuyorum.

 

“Manisa’dan komşumuz emekli imam Ahmet Balkan hocamdan dinlediğim bir hidayet hatırasını ‘Güzel hatıralarınızı paylaşın ki unutulmasın.’ ricanız üzerine yazıp gönderiyorum.

 

Elli beş yaşlarında bir İsviçreli, bir gün trene biniyor, oturuyor. Karşısında bir kişi, halinden gayet mutmain bir şekilde elinde bir şeyle meşgul… Ne olduğunu anlamıyor, soramıyor da. Ama adamın bu hali ve o meşgul olduğu şey onu çok etkiliyor.

 

Bu ruh haliyle durakta iniyor ve kalabalığa karışıyor. Bu arada bir bakıyor ki o çok merak ettiği adamın elinde gördüğü şey yerde karşısında duruyor. Hemen alıyor cebine atıyor. Tahmin etmişsinizdir ne olduğunu; bir tespihtir bu.

 

O günden sonra sürekli bu tespihle ilgileniyor, oynuyor, gittiği her yere beraberinde götürüyor tesbihini İsviçreli. Öyle bağlanıyor ki tespihine, ailesi de tuhaf karşılıyor artık bu bağlılığı.

 

Gel zaman git zaman bir gün tespih aniden ortadan kayboluyor. Yenisini nerden bulurum derdine düşüyor. Bu sefer İsviçreli, arıyor, soruyor, soruşturuyor. Arkadaşları ‘Belki öyle bir şeyi Türklerin ibadet için gittikleri yerde bulursun.’ diye tavsiye ediyorlar.

 

İsviçreli de kalkıp geliyor bir gün mescidin birine, o esnada cemaat namaz halinde. Arkada kenarda bekliyor, namaz bitince yaklaşıp hem tesbihi hem de orada eğilip, yere yatıp kalkıp ne yaptıklarını soruyor.

 

Cemaat ve imam -rahmetli Ahmet Balkan- dilleri döndüğünce anlatıyorlar. Tespih veriyorlar. İsviçreli de ilgileniyor. Cemaatten ‘İstersen cuma günü gel, bizi izle.’ diyorlar. Hocam da ‘Gelirsen yıkanıp gel böylesi daha güzel olur.’ diyor.

 

Cuma oluyor İsviçreli tam söylenen vakitte mescidin kapısındadır: ‘Yıkandım geldim.’ diyor, oturup arkadan izliyor. Cuma namazı bittiğinde bizim cemaat için artık ikinci bayram yaşanacaktır. Çünkü İsviçreli hemen yanaşıp ‘Karar verdim ben Müslüman olacağım.’ diyor. İsviçreli, cemaat, imam artık herkes sevinç içindedir. Fotoğraflarını bir görmelisiniz; hidayet bir insanın yüzüne ancak bu kadar güzel sinebilir. Herkes mutluluktan gözyaşları içinde. En çok da İsviçreli sevinçten gözyaşlarına boğulmuş. Herkesle sarmaş dolaş vaziyette görünüyor fotoğraflarda.

 

Adeta yeniden doğmuş gibi. İsviçreli hemen Kelime-i Şehadet getiriyor ve adını Mahmut olarak değiştiriyor. İlk sorduğu şey, “Şimdi ne yapmam lazım?” oluyor. Ahmet hocam da sırasıyla abdesti, namazı, namaz sûrelerini, duaları, Kur’an-ı Kerim’i sonra zamanla da her şeyi öğretiyor. Anlattığına göre Mahmut her zaman tam vaktinde düzenli şekilde hiç aksatmadan gelmiş derslerine. İlerlemiş yaşına rağmen kısa zamanda her şeyi de öğrenmiş ve hemen hayatına geçirmiş.

 

Mesleği, belediye orkestrasında müzisyenlik olan Mahmut, yaklaşan emekliliğinde ilk iş olarak hemen hacca gitmeye hatta İstanbul’daki camileri gezmeye kadar planlamış. Öyle ki İspanya’da ölüm döşeğindeki yaşlı annesinin son dakikada Müslüman olmasına ve İspanya’daki annesinin evini camiye çevirmeye kadar birçok güzel işlere vesile olmuş bile…”

 

Avrupa’da din kardeşlerimizin güzel yaşantılarını ve hayata sarılışlarını hayranlıkla gözlemleyen çok sayıda kişi hidayete ererek Müslüman olmuştur.

 

Bu günlerde Misyonerlik faaliyetlerinin artışından ve dinimiz açısından tehlike oluşturduğundan yoğun bir şekilde söz edilmektedir. Yukarıdaki olayda da görüleceği gibi, bizler dinimize sıkı bir şekilde sarılır ve dinimize uygun yaşayabilirsek, bizim hiçbir şeyden korkmamıza gerek kalmayacaktır.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.