escort

reklam
reklam

BİZ KİMSEYE BENZEMEYİZ!….. « Haber Ordu

23 Ekim 2021 - 21:15

BİZ KİMSEYE BENZEMEYİZ!…..

BİZ KİMSEYE BENZEMEYİZ!…..
Son Güncelleme :

13 Ekim 2021 - 11:34

101 kez okundu

Bu milletin geçmişte neler yaşadığını ve nelerle boğuşmak mecburiyetinde bırakıldığını bilmeyenler, yaşadığımız şu günlerin değerini anlayamaz ve kavrayamazlar.

 

Bu millet geçmişte başta dini yaşantısı üzerinde uygulanan yasak, baskı ve dayatmalarla boğuşmak mecburiyetinde bırakılmış ve adeta hayat kendilerine zindana çevrilmişti.

 

Geçmişte yaşanan ve milletin canını yakan acı dolu uygulamalardan sadece bir tanesini, geçmişi hatırlamak babından dikkatlerinize sunmak istedim.

 

27.04.2005 tarihli Hürriyet gazetesinde yer alan bir haber, gerçekten de ne kadar orijinal ve değişik bir ülkede yaşadığımızı çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyan cinstendi. “Alman Anayasa Mahkemesi: Türban yasağı din özgürlüğüne müdahale” başlıklı haberin spotunda şöyle deniliyordu:
“Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin’in, türbanlıların öğrenci sıfatıyla üniversiteye, görevli sıfatıyla resmi kuruma girmesine ilişkin düzenleme yapılamayacağı yönündeki açıklamaları, türban tartışmalarını yeniden alevlendirirken, AB üyesi Almanya’da, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla, öğretmenin türbanıyla derse girebildiğine dikkat çekiliyordu.”

Haberin detayında ise Alman Anayasa Mahkemesi’nin kararı şu cümlelerle yer alıyordu: “Bir devlet memurundan dinin gereği olan kıyafeti giymemesini beklemek ve onu görevi ile dininin gerekleri arasında seçim yapmaya zorlamak, bu kişinin din özgürlüğüne bir müdahale niteliği taşımaktadır. Devletin tarafsızlığı devletle dinin kesin olarak birbirinden ayrılması biçiminde değil, bütün dinleri aynı ölçüde desteklemesi ve onlara açık olması şeklinde tezahür eder.

 

“Burada ilginç olan nokta sadece iki ülke mahkemesi arasındaki birbirine zıt olan yorum biçimi değil. Bundan daha öte ve tuhaf olan iki ülke arasında bazı konuların tartışılma biçimi.

 

Anayasa Mahkemesi Başkanımız, Türban konusunun gündeme getirilmesinden bile rahatsızlık duyulduğunu dile getirerek, bu konunun artık kapatılması gerektiğini söylemiştir. Başörtülü kızların kesinlikle üniversitelere devam edemeyecekleri, memurluk yapamayacakları belirtilmekle kalınmamış, siyasi partilerce başörtüsü ile ilgili yeni bir düzenleme yapılmasının da teklif edilemeyeceği, geçmişte bu yönde çalışma başlatan partilerin kapatıldığı da hatırlatılarak, hükümete de göz dağı verilmek istenmiştir.

 

Bu konudaki görüşlere başta CHP olmak üzere, malûm basın organlarından da hemen destek gelmiştir. CHP lideri Deniz Baykal’ın önceki gün Bumin’in son konuşması üzerine sarfettiği, “Hükümet bu konuyu kesinlikle kaşımamalı. Gerilim çıkarmaktan kaçınmalı. Türbana açılım getirecek tavırlardan uzak durmalı. Gerilim istemiyorsa bu tür konuları asla gündeme getirmemeli” türünden sözlerini esefle dinleme fırsatını da bulmuştuk.

 

Ayrıca, daha önce CHP’li Ali Topuz’un bu konu hakkındaki görüşlerini de öğrenmiştik. Ali Topuz:  Başbakan Erdoğan’ın, türban konusunda toplumda bir mutabakat olduğuna inandığını ve bunu çözmek için CHP ile uzlaşma sağlanabileceği yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, Bumin’in bugünkü açıklamaları ile Başbakan Erdoğan’ın bu sözlerini cevapladığını kaydeden Topuz, “Değişmesi gereken bir şey varsa başına türban takıp onunla siyasi mücadele verenlerin bundan vazgeçmesidir demişti.

 

Bundan başka değişecek bir şey yoktur. Değiştirilmesi gereken tek şey, türbanlarını çıkarıp Anayasa’ya uymalarıdır. Buna da Başbakan ve Meclis Başkanı öncülük etmeli. (Burada herhalde, Başbakan ve Meclis Başkanının hanımlarının başlarını açması kast edilmektedir.) Anayasa’da değiştirilmesi gereken hiçbir şey yok bu konuda. AKParti’nin yaptığı aldatmacadır. AKPartililer Anayasa’daki bu maddelerin değiştirilmesinin bile teklif edilemeyeceği gerçeğini vatandaşa söylemelidirler. Bu mesele artık bitsin, ikide bir temcit pilavı gibi toplumun önüne konmasın” demişti.

 

Siyasi partilerin aslî görevlerinin en başında gelen, vatandaşların yanında yer alarak, vatandaşların her türlü dertleri ile dertlenmek ve bu dertlere onların istek ve beklentileri doğrultusunda çözümler üretmek olmalıdır. Halbuki bizim Ana muhalefet partimiz bırakalım vatandaşın dertlerine çözüm üretmeyi, geçmişte ve günümüzde de her daim ve her dönem vatandaşımıza baskı ve dayatmalar yapılmasına ve temel hak ve hürriyetlerini kullanmasının önüne yasaklar getirilmesine destek vermiştir ve halen de vermeye devam etmektedir.

 

Yukarıda açıklandığı gibi, Alman Anayasa Mahkemesi  türban yasağını din özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirirken, bizim Anayasa Mahkemesi Başkanımız, başörtülülerin Üniversitede okuyamayacaklarını, memurluk yapamayacaklarını, hatta Anayasa’da bu konuda düzenleme bile yapılamayacağını, bunun teklif de edilemeyeceğini söylemiştir. Ana muhalefet partimiz de bu görüşü desteklemiştir.

 

Şimdi geldiğimiz bu günde aklımızı başımıza alalım ve geçmişteki acı ve zalimce yaşamak mecburiyetinde bırakıldığımız günlerin bir daha geri gelmemesi için elimizden geldiği çabayı gösterelim ve bize o günlerdeki baskı, dayatma ve yasakları yaşatanların tekrardan bizi yönetmelerine ve istedikleri gibi at koşturmalarına fırsat vermeyelim.

 

Bütün bunlara bakarak diyoruz ki, “BİZ KİMSEYE BENZEMEYİZ.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.