reklam reklam
reklam
reklam

BÖYLE GİDERSE DİNİMİZİ DE BATILILARDAN ÖĞRENECEĞİZ… « Haber Ordu

3 Aralık 2021 - 01:11

BÖYLE GİDERSE DİNİMİZİ DE BATILILARDAN ÖĞRENECEĞİZ…

BÖYLE GİDERSE DİNİMİZİ DE BATILILARDAN ÖĞRENECEĞİZ…
Son Güncelleme :

17 Kasım 2021 - 11:16

111 kez okundu

Master yapmak üzere İngiltere’ye giden bir kız kardeşimizin, İngiltere’de tanıştığı bir İngiliz kızı ile arasında yaşanan olayların anlatıldığı, aşağıdaki yazıyı okuyunca eminim ki, sizler de bana hak vereceksiniz.

 

Kardeşi mimar kendisi mühendisti. Master yapmak için İngiltere’ye gitmişti. Anadolu Lisesi kökenli olduğundan İngilizcesi iyiydi. İngiliz arkadaşlarından hemcinsi bir kız, ismini ve memleketini sordu. O da Tülin ve Türkiye diye cevap verdi. Bu sefer “her halde Müslümansınızdır.”diye ekleyince, Tülin “evet” diye cevap verdi.

 

Bu sefer İngiliz kız: İslâmiyet’i bana anlatır mısın? Diye sordu. Bizimki afallamıştı. Ninesi bile dinden uzak ve asortik yaşayışa sahipti; oldukça dinden uzak bir aileden gelmişti. Onun için biraz durakladıktan sonra; Şimdi vaktim yok, ama söz, anlatacağım, demişti.

 

Birkaç gün sonra ansiklopedilerden elde ettiği yarım yamalak bilgileriyle arkadaşına bir şeyler anlatmaya çalışmıştı. O, bunları yetersiz buluyor, biraz daha anlatmasını istiyordu. Tülin de sırf ona bir şeyler söylemek için toplayabildiği malûmatı ona aktarmaya çalışıyordu ama, İngiliz kız her defasında; daha var mı? Diyordu.

 

O sıralar eline Fountain dergisi geçti. Beraber onu okumaya başladılar. Bir gün arkadaşı  Tülin, ben Müslüman olmaya karar verdim, dedi. Gerçekten birkaç gün sonra elinde İslâm Merkezinden aldığı Müslümanlık belgesi ve başında örtüsüyle çıkagelmişti.

 

Tülin buna çok şaşırdı. Hem de yeni giyimi ne güzel de yakışmıştı. Oturup düşünmeye başladı. “Şu kız, İslâmiyet’le ilgileneli henüz 25 gün olmadı, kılığıyla kıyafetiyle, içiyle dışıyla Müslüman olmaya gayret ediyor, ben 23 yaşıma giriyorum, hâlâ İslâmiyet’ten ne kadar uzağım. Müslümanlığın dış alâmeti madem başörtüsü, ben de örteceğim.”diyerek yarım yamalak da olsa başını kapattı. İslâmiyet’in diğer meselelerini de öğrenmeye başladı.

 

Bu arada kız arkadaşı kendisi gibi Müslüman olmuş bir İngiliz genciyle evlenip eşinin vazifesi icabı Güney Afrika Cumhuriyeti’ne gitti. Tülin mastırını tamamlamaya çalışırken İslâmi bilgilerini artırmaya çalıştı.

 

Mastırını bitirince Türkiye’ye dönmeye karar verdi. Ama bu gelişmelerden ailesinin hiç haberi yoktu. Havaalanında uçaktan baş örtüsüyle inmiş, ama annesi, babası tarafından tanınmamıştı. Çünkü onlar öyle bir kız beklemiyorlardı.

 

Anneciğim, babacığım!.. diye yanlarına varınca onlar, sen kimsin? İran’dan mı geliyorsun? Demişlerdi. Ama Tülin’in hiç aldırdığı yoktu. Ailesinin benzeri hayat yaşayan komşuları da bilmezlikten gelerek, eve hizmetçi mi aldınız? Yeni hizmetçi mi bu? Diye laf atıyorlardı. Babasının işyerinde de aynı incitmeler ve hakaretler vardı. Bütün bunlara direnen Tülin bir Üniversitede doktorasını yapmaya başladı. İlk günler bazı terslikler olsa da onun çalışkanlığı, dürüstlüğü, yardımseverliği herkesin gözünü doldurdu.

 

Bu ve benzeri binlerce yaşanmış olaylar bulunmaktadır. Biz ülke olarak insanlarımızın dinimizi öğrenmesine bir takım kısıtlama ve yasaklar getirmeye devam ettiğimiz sürece, insanlarımız dinimizi tam olarak hiçbir zaman öğrenme şansını bulamayacaktır. Başta da söylediğim ve yukarıda anlattığım yaşanmış olaydan da anlaşılacağı gibi, bize dinimizi batılılar öğretecek.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.