escort

reklam reklam reklam
reklam
reklam

ELİNDE ÇİVİLERLE FIRTINAYI BEKLEYEN ŞEYTAN « Haber Ordu

2 Ağustos 2021 - 08:26

ELİNDE ÇİVİLERLE FIRTINAYI BEKLEYEN ŞEYTAN

ELİNDE ÇİVİLERLE FIRTINAYI BEKLEYEN ŞEYTAN
Son Güncelleme :

17 Haziran 2021 - 10:21

177 kez okundu

Duyduğumuz, bildiğimiz, şahit olduğumuz, tahmin ettiğimiz çoğu “şey” teknoloji çağının toplumun her kesimine ulaşmasıyla bir bir deşifre olmaya başladı… Hatta öyle ki devletlerin her gelişmesi anında sızıyor-sızdırılıyor kamuoyuna…Bunun adı ister tahammülsüzlük ister bıkmışlık olsun fakat net bir şey var; Kainat’ın pimi çekildi…Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak bu saatten sonra anlaşıldı! Geçmişin masalları tadında değil artık sosyal hayat ve insanlar çünkü “eninde sonunda iyilerin ödüllendirildiği kötülerin cezasını bulduğu tatlı masallar eşliğinde değil uyandığı her yeni günde yüzleştiği acı gerçekler” ile büyüyor insanoğlu!

 

Sedat Peker de teknolojinin nimetlerinden faydalanarak hayatındaki günahları karpuz kabukları niyetine bir bir kıyıya vuruyor…Ne diyor neden diyor kısmı her kesimin dilinde olmakla birlikte bende seçicilik yaratan kısım ise basın ve medyaya dair…Çünkü uzun zamandır yazıp konuştuğum “gazeteci-köşe yazarı-haberci kesimi böylesi lüks hayatları nasıl yaşar? Yaşadığımız bunca zorluğa rağmen biz neden tenezzül etmiyoruz o okyanusların kıyısında keyif yapmaya” sorularımın cevapları çok çirkin bir şekilde su yüzüne çıkmaya başladı…Ki laf aramızda cevapları çok iyi biliyorduk fakat duvar sana söylüyorum gelinim sen anla niyetineydi aslında o zamanlardaki her sitemimiz…

 

Velhasılı kelam ülkem adına “ah ah demelere doyamadığımız” günlerden geçiyoruz…Hiç unutmuyorum bir kaç yıl önce 15 Temmuz programları dahilinde Allah’ın Temmuz sıcağında Güneydoğu’nun asfalt eriten güneşi eşliğinde toz toprak demeden gençlik buluşmaları yapmıştık…Ve “o abla“ kim bilir hangi tatil mekanından kaleme aldığı yazısında;”15 Temmuz resmî tatil olmasın herkes yan gelip yatıyor” demişti!

Bende hemen ardından “kişi herkesi kendi gibi bilirmiş biz yatmayıp koşan taraftayız buyrun zahmet olmazsa sizde gelin” diye cevap yazmıştım…
Böylesi isimler ile ne akıl tutulmaları yaşadık bir bilseniz?
Evet basın ve medyada bir kesim dinozorlaştı bu hepimizin bildiği net bir sonuç! Çünkü ekranlar ve gazete köşeleri belli isimlere tahsis edildi… Misal Doğu-Güneydoğu-Kürt başlığı konuşuluyor fakat bölgeden tek bir isim yok! Ya da sağlık, diplomasi, bürokrasi, turizm, siyaset, dünya, aşı, covid 19, savaş stratejisi ve aklınıza gelen her başlıkta yine aynı isimler…Kurban olayım bir şeyi de bilmiyorum demediler ki! Hadi onlar demedi-demiyor tamam da televizyon kanalları da mı akıl edemiyor bu isimlere kimselerin itibar etmediğini, dinlemediğini, okumadığını…

Dedik, yazdık, paylaştık, dilimizde tüy bitti sonuç bu günlere kadar vardı…
Ve kimselerin okuyup itibar etmemesine rağmen bu isimlerin astronomik rakamlar karşılığında halâ o makamlarda oturmaya devam ediyor olması enteresan… Bir gün bir yazımda şöyle demiştim; ”üç yıl önce katıldığım çok konuklu bir oturum programı bende büyük kırılmalar yaratmıştı ve ekranlardan soğumuştum… Sonrada bu sitemimi kendimi yollara, okumaya, yazmaya, tanımaya, anlamaya, ulaşmaya çalışarak tamir etmeye çalıştım…

Aslında şu an yaşanan bu trajik günleri taaa o zaman görmüştüm….Çünkü basın ve medyadaki çoğu isim toplumun, ülkenin, mantığın kıyısından bile geçmiyordu-halâ geçmiyor-peki ne zaman geçecek…. BİLMİYORUZ!!!Bu arada basın ve medyanın menfaat uğruna alengirli işlere bulaşması sadece ülkemizde yaşanmıyor. Bu durum kişi ve kurumlara baskı yaratıp büyük işleri nemalandığı bir sektör haline dönüşmüş durumda!

Ve Fatih Altaylı…Dışarıdan bakınca çok antipatik duran bu adam belki de antipatik tavırlarının temelinde yaşanan bu çirkinliklerden kurtulmaya vesile olarak gördüğü “yarabbi şükür” yansımasıyla çıktı bir anda karşımıza…Lisedeyken bir öğretmenimiz şöyle bir soru sormuştu sınıfa; “dünyanın en mutsuz insanı kimdir?”

Gençliğin verdiği hovardalıkla hepimiz birer cevap verdik öğretmenimize…Parasızlık, aşksızlık, uykusuzluk, yorgunluk, sınavlar, ödevler vs vs vs…
Halbuki cevap hiçbiri değildi. Dünya’nın en mutsuz insanı “herşeyi gören ve bilendi!”
Belki de Fatih Altaylı’nın her şeyden bıkmış antipatik tavırlarının sebebi de ekran arkasında yaşanan gerçekleri biliyor-tahmin ediyor olmasıydı… Kimbilir?

Lisedeki öğretmenimin sorusu üzerinden gidersek son yıllarda yaşanan “mutsuzluk sendromunun” temelinde tam da bu var aslında! Teknoloji çağıyla birlikte dünya gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor ve sorunların biliniyor olmasına rağmen  çözüme kavuşmaması karşısında her geçen gün daha da mutsuzlaşıyor insanoğlu…

Bu çerçevede giderek güncele dair yeni bir pencere açmak istiyorum… Dünya ile birlikte Türkiye’de bir milatla yüzleşmek zorunda kaldı… Bu milatın gerçek yansımalarını çok değil beş on yıl sonra çok daha iyi göreceğimize inanıyorum… Çünkü şu an dünya doğum sancıları eşliğinde acı çekiyor ve mantık süzgecini yeterince sıkı tutamıyor… Böylesi zamanlarda da insanlığın sımsıkı sarılması gerekenler; akıl, mantık, adalet, sağduyu olmalı…

Çünkü fırtınalı havayı gören Şeytan tüm çivileri havaya fırlatırmış; herkesin canı yansın da sağa sola-birbirine dalaşsın- birbirini suçlasın diye!!!

Ve böylesi zorlu günlerde aklıma gelip değerlerime, yoluma, yüreğime, aklıma umutla sımsıkı tutunmamı sağlayan tek bir şey var;1 Ocak 2021’de köşeme taşıdığım başlığın altını doldurduğum cümleler…Evet Türkiye‘de  içte ve dışta yeni bir vizyona merhaba diyeceği sancılı doğum sürecinden geçiyor…

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
07072021.jpg