reklam reklam
reklam
reklam

 “GÜL KOKUSU HASRETİNDE HATIRLAYIŞ PAY”I VEFÂSIZLIK MIDIR?!. « Haber Ordu

5 Aralık 2021 - 13:40

 “GÜL KOKUSU HASRETİNDE HATIRLAYIŞ PAY”I VEFÂSIZLIK MIDIR?!.

 “GÜL KOKUSU HASRETİNDE HATIRLAYIŞ PAY”I VEFÂSIZLIK MIDIR?!.
Son Güncelleme :

25 Ekim 2021 - 15:57

302 kez okundu

Nûru ayândan  “pay tâkati” dilemek midir, bir günden bir haftaya; mevlîd’e sığdırdığımız.!? Her “sığ”dırılmış olanın yettiği nerede görülmüş, kabını görmeden?!.Tüm günlerin vefâsızlığı bir günde vefâ’ya yetmiyordu…buruk ve mahsûn kalıyordu…Bir hâli, nûrdan ahvâlleyen Kûdret..belki de her ân ve her nefes O nûru âlâ nûr, pâk rûhtan; yer, gök, semâlar, kalem ve yazılan herşeyi  nasipli eylemiştir… Olamaz mı.!? Bundan sebeptir ne varsa şu cihândakiler değeri… değerler ötesinde kokusu…kokusunda; nefes nefes  gül kokusundan fazlasını duyurmakla kıymetin bulan…bizler bu “kaybında kokuyu” bir günde bulabilir miydik!?. Bilebilseydik ki; her ân doğuyor ve sonraki ânı bitirirken “sonraki ân ebed nefesi” oluyor…Ezelîn de öncesinden doğan nefes ezel’i geçiyor ebed için soluyor ve ebed oluyor…tüm bunlarda tek nefeslik gül terennümü var… Muâzzam değil mi!?.

 

Ezelîn yazılanın’da ve ebedî yakınında hatrı hatrına O biricik nûr için … O biricik nûrdan cümle kâinât ve kâinâtın her şeye ve her şeyden insan özüne katılan payı…hâli saklısında Hakk’a ayân durumken nasıl olur da bir gün ile perdelenir üç yüz altmış beş günlük ve her nefeslik mevlîd!…her nefeslik doğum ve yine ebedâ doğumu!.. hikmettir; zerresinde kıymeti, kıymetten zerresi bilinmez… akla hayâle sığmakla ;ne akıl ne hayâl olanı…İşimiz ve derdimiz rûh ve gönül ikliminin tadında olmakla olduracağı!..

 

Tüm zerreleri dolduracak gül kokusu terennümünde dostluğun fazlası muhabbet menbâına yakın kılacak… Seslerin ayrı ayrı sayılmakla duyulmayanı,  görünenlerin ayrı ayrı sayılmakla, bakmakla görülmeyeni ufkû kızılın gün bitimi söyleminden taşanı:”  Gayrı ve ayrı ne var ki!?.”Muhabbetteki MuhammedÎ Mevhîbe-i İlâhiyesi ve her nefeslik bir nefesi!.. Gül kokulu sevgiliye sunulan tarifsiz pay ve kıymetin parça parça tüm âlemde paylaştırılmasında incecik sırrı unutmak vefâsızlığının telâfîsi bir günde olamazdı. O Biricik Sevgili Gül Kokusundan tek tanelik ve zerrelik seyirlere sığmayacak gönül pınarlarının billûrdan aşk iklimine lâyık olanı. ”Görmeden Sevdik!..”ifâdesindeki derinliğin ölçüsünü hesâpsız hatırda tutmak ,kalben kalbi kaynatırcasına anımsayabilmek… Âh!..işte bu hâl bize gerektir, gerek ki… Aklın gönül duvarları harekete geçsin, tüm sırlı perdelere dokunsun, gül kokulu sevgiliden terennüm her nefese, doğan gün ve batan güneşten; gecelerimize doğan hüzmelerinde gözyaşı olsun kimseciklerden uzaklıkla…işte o vakit gözyaşı taneleri şeffâflığına gül kokusun sığdırdığı vakit; Hatrı Sayılan Hatırlayış”a sığabilsin…Gerçekten bulabilsek inci tanesi kimsesiz  ve bizsiz şeffâfında gül kokulu gözyaşı tanelerini…işte o taneler Sahipten Sevgiliye sunulandan ümmete kıymet veren ve  ümmeti Sevgiliden payla Sahipte yakın kılan… “Sırda Bizler!..” edebilecek yakınlıkla… yakınlıkla bütün kılacak… Yakınlıkla, “dünya hapsi ömür”de ezel ahdîne sadâkâtte emîn tutacak…”Allah için”in mânâsı ortaya çıkacak işte bu biricik vefâda…

Vâdesiz vefâda!.. Taksit taksit taksimatlar pazarlığı değil!.. ilk etâbın “alışma tanımasızlığında tanıştırma versiyonlu”su değil. Zîrâ bizlerin rûh ve gönül iklimi tanıyor, biliyor; Gül Kokulu Sevgili’yi… İnsan nasılını bilemediği hatırlayışı ve sırrından çözemediği ezelî paycasını nasıl unutur!?.Bu; “bilememek fazlası bilmek!!.” düğümüdür… Aslına doğuşların parıltılarını saklayan düğüm!!. Bu düğümde olan Gül Kokulu Peygâmberimiz’in ümmeti şöylesi mırıltısını dağa, taşa yankı yankı duyursa…

Özümüzde sırlı bağımız gül nebiye vefâsı tamam olur mu?!.

Belki her ânına sığdırmakla:

 

Gönlümün hâlini yoklamaktan bizârım…

Yetmiyor… yetemiyor anlamaktan nasibim…

Ufâcık bir nûrlu ân için yetmiyor saâtlerim…

Cân Öz’üm, Gül Kokulum, adımı yok yüreğimin…

Aslıma uzaklıkta neyi diler hâlim!?.

Yer, zaman ve mekâna meftûn değilim…

Hepsinin kıskacında gelgiti yaşarım

Her şeyin anlamını yitirdiği yerdeyim…

Ve ki utandım vefâsızlığımdan…

Eksik hatırlayışlar sızısında kıvranırken…

Bu kalabalık “ben”in utandım vefasızlığından!..

Ve; tüm hissizlikte yandım…

Varlığım; hezeyânda yokluğu ararken…

Ruhumun tek dinginliğinde yol almak dilerken,

Her ân gül kokusun duymaktı murâdım…

Duyamadım…

Samîmîyeti olmalıydı gönül hasretinin,

Yakacak ve yanacak korun…

Olmalıydı; MuhabbetÎ Derinin!!.

Öz..! öz demekle ısrârım…

Nûrunda nûra yol almaktı hasretim…

Yetmedi O biricik nûrun’A

Günâhkâr gönlümün mecâli…

Hâlim yanmaktan uzak…

Mânâ’na uzak…bir inşirâh, bir inşirâh!!.

Gül kokulum, cân öz’üm,

Bir tebessümünün nârına yanmak nasîb olur mu!?.

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.