Takvim, zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur. İnsanlar zamanı ölçerken, ölçü aracı olarak güneşi ve ayı kullanmışlardır. Güneşi kullananlar, dünyanın güneş etrafındaki bir tam dönüşünü esas almışlardır. 365 gün 6 saat... Bu şekilde oluşturulan takvimlere “güneş takvimi” diyoruz. Ay’ı kullananlar ise ayın dünya etrafında 12 kez dönmesini, 12 x 29.5 = 354 günü esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere “ay takvimi” diyoruz. İlk güneş takvimini Mısırlılar, ay takvimini ise Sümerler oluşturmuşlardır.
Dünya Hristiyan Ülkelerinin kabul eti Miladi takvimi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti de1926 beri kullanmaktadır. İşte bu sebepten dolayı biz Müslümanlar hayatımızda iki takvim kullanmak zorundayız. Miladi takvim; Hristiyan âlemi Hz İsa (AS) doğum yılını başlangıç olarak ele almaktadır. Güneş yılını esas alır Bu sene Allah’ın izniyle 1 Muharrem 2022 Hicri yılbaşı: 30 Temmuz Cumartesi gününe denk gelmektedir.
Yaygın kullanımıyla Aşura - Aşure ayı olarak bilinen Muharrem ayı 30 Temmuz 1 Muharrem ayı Hicri yılbaşı yani Kameri ayların ilki olup "Haram ay" anlamına gelmektedir. Muharrem ayı Kurban Bayramı'nın da içinde bulunduğu ve aynı zamanda Hac ibadetinin yerine getirildiği Zilhicce (Hacca sahiplik eden) ayından sonra gelmektedir.10 Temmuz 2022 Aşure günü: 8 Ağustos pazartesidir. Aşure ayı yani muharrem ayı İslam inancında savaşmanın yasaklandığı 4 "Haram" ayın ilkidir. Bu aylar sırasıyla Muharrem - Recep - Zilkade ve Zilhicce aylarıdır... Hicrî takvim ise Hz Muhammed Mustafa sav efendimizin Mekke'den Medine'ye hicretini esas alır. “Kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması anlamına gelen ‘hicret’, İslam tarihinde Hz. Peygamber’in (sav) ve Mekkeli Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesi anlamına gelmektedir.”3 Bu hadise Müslümanlar tarafından hicri takvim başlangıcı olarak kabul edilmiş, Hz. Ömer (r.a.)döneminden itibaren de resmiyet kazanıp genel bir kullanım amacı bulmuştur. İçerisinde bulunduğumuz ay, Hicri yılın ilk ayı Muharrem’dir. Muharrem ayının dikkat çeken üç önemli özelliği vardır: 1-) Allah bu ayda Müslümanla savaşmayı yasak kılmış ve Muharrem ayını Müslümanlar açısından kutsal addetmiştir. 2-)Muharrem ayı, Ramazan ayından sonra oruç tutmanın en faziletli olduğu aylardan biridir ve oruç tutmanın büyük sevap olduğu bilinen “aşure günü” bu aydadır. 3-) Peygamberimiz’in ciğerparesi Hz. Hüseyin (r.a.) efendimiz ve beraberindeki bazı Müslümanlar bu ayda şehit edilmiş, dolayısıyla Müslümanlar için Muharrem ayı, bir hüzün ayı olmuştur aynı zamanda Hicret hadisesi Peygamberimiz döneminde yaşanmış tarihsel bir olay değildir sadece. Haramlardan helallere bir kaçış, batıldan hakikate bir yürüyüş, dalaletten hidayete bir yönelişin adıdır, Bu günümüz Müslümanları içinde geçerlidir. Haramlardan kaçış helale yöneliş için bir örnek teşkil etmektedir. Hicret, İslâm’ın aleminde çok önemli bir yere sahiptir. Hicret İslam tarihinin en önemli olaylarından biridir. "Yüce Allah Kuran'ı Kerimin ayetinde; "İman edip de hicret edip, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenler Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada etmiş olan mutlu kullardır.(Tevbe suresi, 9:20) Burada hicreti anlamak için bir Müslüman olarak soruyorum sizlere? insanın doğduğu, büyüdüğü ve yaşadığı toprakları inancı uğruna terk etmesi büyük bir fedakârlık değil midir? Bu nasıl bir fedakârlık iman etme inanmak meselesidir. Nitekim Cenâb-ı Hak böyle yapanları Allah rızasını elde edebilmek için kendilerini feda eden insanlar olarak anmış ve şöyle buyurmuştur: "Yine insanların kimi de vardır ki Allah'ın rızası ermek için kendini feda eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir."(Bakara suresi, 2:207) Bu âyet-i kerîmenin Mekke’den ayrılarak Medine’ye hicret edeceği zaman bütün malını müşriklere bırakmak suretiyle Mekke’den çıkışına müsaade edilen Suheyb-i Rumi (r.a.) hakkında indiği rivayet edilmiştir. Hicrî takvim; Sevgili peygamberimiz (s.a.v) Mekke'den Medine'ye hicretini esas alır ve Müslümanlarca hicri yılbaşı olarak kutlanır. Bütün İslam ülkelerinde Dini vecibelerini (ibadetlerini)yerine getirirken hicri takvimi kullanılmaktadır. Bununda biz Müslümanlara sağladı bir takım faydaları vardır. 1-) Hicri takvime göre ayarlanan namaz vakitleri bizim pek çok ibadetimize yön verir. Örneğin oruca başlarken imsak vaktini dikkate alırız, orucumuzu açarken ise akşam namazı vaktinde açarız. 2-)Önemli gün ve gece ve ayları ona göre belirleriz; Kur’ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre inmiştir. Her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. Temel ibadetlerimizden Hacc’ın ifası, orucun ne zaman başlayacağı ve biteceği, mübarek kandiller ve bayramlarımız, hangi gece veya gündüzlerin diğer gecelerden üstün olduğu veya feyiz ve bereket açısından daha önemli olduğu hep Hicri Takvim esasına göre belirlenmiştir. 3-) Hicrî takvim önemlidir. İslâmi bir takvimdir; Hicrî Takvim, Ay’ın hareketlerine göre zamanı hesaplayan Server-i Ser Efendimiz (s.a.s)’in Medîne’i Münevvere’ye hicretini tarihin başlangıcı olarak kabul eden takvimdir. Kur’ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre inmiştir. Her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. O zaman Müslümanların hayatında bu denli önemli arz eden Hicrî takvimin yeri çok büyüktür. Neden Müslüman âlemi olarak hicri takvim varken miladi takvim kullanmaktayız? Miladi takvim Hz İsa'nın doğumunu esas alan Hristiyan âlemin hayatında çok önem teşkil etmektedir. Her yıl Miladi yılbaşı Hristiyan âlemince görkemli kutlamalara alet olmaktadır. Ne yazık ki buna Müslümanlar da alet olmaktadırlar. Bu hususta sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu hususta bize önemli bir hatırlatması vardır. "Kim bir kavme (topluluğa) benzemek çalışırsa o, ondadır.(Ebu Davud, libas 4) Neden bir Müslüman Ülke olarak Hristiyan âleminin kullandığı miladi takvimi kullanmak hayatımızı ona göre almak zorunda kaldık burasını düşünmemiz gerekmez mi? Bizler Hristiyanların takvimi yerine kendi hicri takvimimizi kullanmalıyız. Kur’an-In mesajının hicri takvime göre indiğini de unutmamalıyız. Dünya ile uyumlu olma yalanlarına karnımız tok zira bizden çok daha zengin ülkelerden hicri takvim kullanıp sorunsuz ticaret yapanlar da vardır. Bizler de hicri yılbaşımızı kutladığımız bu günlerde hem maddi hem de manevi olarak kendi şahsımızda ve içinde bulunduğumuz toplum içinde hicreti yaşamalı ve yaşatmalıyız. Haram ve günahlardan uzak bir hayat yaşamaya gayret etmeliyiz. Bunun için de başta Müslümanlar olmak üzere bütün insanlık bizim dilimizden ve elimizden asla zarar görmemeli, Allah’ın yasakladığı haram ve yasaklardan uzak durmalıyız. Sözlerime son verirken tüm İslam âleminin ve Müslüman kardeşlerimizin Hicri yılını ve Muharrem ayını tebrik eder, Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlar temenni ederim.
Yorum Yazın