İdeolojiler ve İnsanlar

KÖŞE YAZILARI
1 ay önce

Rahmetli Seyit Ahmet Arvasi hocamızın kaleme aldığı yukarıdaki başlıklı yazısını hep beraber okuyalım ve hafızamıza kazıyalım. Ben “Ülkücü Gençliği” severim. Aleyhlerine yapılan sürekli ve düşmanca propagandalara rağmen, bildiğim ve tanıdığım kadarı ile hepsi de Türklük şuuruna, İslâm iman ve ahlâkına bağlı olup ileri ve güçlü bir Türkiye’nin doğması özlemi içinde yaşamakta, didinmekte ve mücadele vermekte idiler. Resmî makamların bildirdiğine göre, sayıları aşağı-yukarı bir milyona varmasına rağmen, bunlardan pek azı (yüzde birden azı) çeşitli sebeplerle suç işlemişlerdir. Bunların pek çoğu da mahkemelerle, ya “nefsî müdafaa” veya “bazı gizli kuvvetlerin” tahrikleri ile suça yöneldiklerini söylemektedirler. Her ne ise, âdil Türk mahkemeleri elbette gerçeği günyüzüne çıkaracaktır. Bu, böyle biline!... Ben asıl konuya döneyim. Birgün gerçekten samimi bir ülkücü gence sordum. “sana göre, bütün ülkücüler, aynı kalitede, aynı şuur ve imanı taşımakta mıdır? Sizin de aranızda istebmeyen sızmalar olmuş mudur? Ülkücü’nün cevabı enteresandır. O şöyle demişti: “Ağbiciğim, bana göre “ülkücüyüm diyen” üç tip insan var. Bunları şöyle sıralamak mümkündür. Gerçekten Ülkücüler Ülkücü geçinenler. Ülkücüler’den geçinenler! Gerçekten de bu tasnif karşısında ürperdim ve bu “üçlü tasnifin” diğer fikirler, inançlar, ideolojiler ve partiler için de geçerli olduğunu hayretle gördüm. İster misiniz, bu üçlü tasnif içinde kalarak birkaçı üzerinde duralım? Hayretle görüyorum ki, üç türlü “dindar” var: Gerçek dindarlar. Dindar geçinenler. Dindarlardan geçinenler! Yine hayretle gördüm ki, üç türlü “Atatürkçü” var: Gerçek Atatürkçüler. Atatürkçü geçinenler. Atatürkçülük ile geçinenler. Yine üç türlü “sosyalist” gördüm: Gerçek sosyalistler. Sosyalist geçinenler. Sosyalistlikten geçinenler. Yine üç türlü partici gördüm: Samimi particiler. Şu vaya bu partici geçinenler. Particilerden Ben bu kadarla yetineyim.Siz, daha nicelerini bulabilirsiniz. Ancak kesin olarak bilmek gerekir ki, her davanın, her fikrin,her inancın ve her ideolojinin, hem “samimi taraftarları” , hem de “menfaatçi parazitleri”, vardır. Bütün mesele, bunları ayırmasını bilmek, sağlam kadrolarla yola çıkıp başarıya ulaşabilmektir. Dostlarını, düşmanlarını, samimi ve sahte kadroları birbirinden, zamanında ve yerinde ayırmasını bilmeyen kişi ve kadrolar, mutlaka hüsrana uğrarlar. Evet, Türk tarihi de, İslâm tarihi de, Dünya tarihi de böyle diyor.  

Yorum Yazın