escort

reklam reklam reklam
reklam
reklam

Hayat doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuştur!… « Haber Ordu

22 Haziran 2021 - 01:11

Hayat doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuştur!…

Hayat doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuştur!…
Son Güncelleme :

08 Mayıs 2021 - 4:01

106 kez okundu

Uzunca bir alıntı yazı. Bakalım sabırla sonuna kadar okuyabilecek misiniz.

Bir gün yolda yürürken yerde bir cüzdan buldum içini hiç açmadım. Ne var diye merak bile etmedim. Şeytan bak hele içine diye dürtse de direk polise gittim.

-Bakar mısınız amir bey,

Cüzdan buldum acaba kimin olduğunu öğrenebilir misiniz düşürmüş olmalı dedim.

Polis aniden baktı, şaşkın şaşkın Ve dedi ki :

-içine baktın mı? kimin cüzdan?

-Hayır bakmadım; dedim.

Hayret etti.

– Allah Allah hiç mi merak etmedin dedi polis.

-Hayır, benim olmayan şeyin nesini merak edeyim memur bey. Üzerime emanet yükü düştü emanetin kime ait olduğunu siz bulabilirsiniz. Emanetin sahibine ulaştırmam lazım.

Polis :

-Oğlum, adam sana cüzdanı emanet etmedi ki, emanet diyorsun. Adam düşürmüş cüzdanı, içinde yüklü bir miktar para ve bir şirkete ait bir adres ve isim var. Bu devirde bu kadar parayı kim kime emanet eder, aklını mı yitirdin.

-Bu paranın helallik payı çok yüksek içinde trilyonda olsa tenezzül etmem. Neden mi? Allah tarafından o parayı ben buldum ve Allah tarafından adamı bulmam için para bana emanet edildi. Emanete hiyanetlik edersem hırsız. Emaneti yerine teslim edersem gönlüm rahat olur. Hem memur bey biz emanete hiyanetlik etmeyen bir peygamber ümmetiyiz değil mi?..

Polis Allah Allah deyip, kafayı sağa sola sallamaya başladı. Ne güzel ne ince düşünce dedi. Emanet ha dedi ve gülümsedi kendi kendine.

Tamam delikanlı dedi kafasını yukarı kaldırarak. Cüzdan da ki kişiyi arıyorum, numarası yazıyor karakola gelsin değil mi dedi. Evet dedim, gelsin ve emanetini alsın, gönlüm huzura rahata ersin.

Adam çok geçmeden geldi. Kim bulmuş deyip, amir beye sordu. O da parmakla şurada oturarak su içen deli kanlı dedi. Adam yanıma geldi.

 

– Teşekkürler delikanlı, senin yaptığını kimse yapmaz dedi.

-Estağfurullah efendim, benim yaptığımı her Müslüman yapar. Çünkü emanet, malı sahibine teslim etmek islamiyetin en vaz geçilmez kuralıdır.

-İsmin nedir delikanlı. Sormam da bir sakınca yoktur değil mi?

-İsmim Furkan efendim.

-Furkan evladım al şu 1000 lirayı sana hediyem olsun.

-Efendim bana bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz? Eğer böyle bir şeyse aklınızdan geçen, size bir önerim var. Benim o paraya ihtiyacım yok. Belli ki, maddi durumunuz iyi, o parayı gelin fakir birine verin ihtiyacı olan biri vardır.

Adam öneriyi kabul etti ve Furkan’ı çok beğendi hali duruşu giyimi ile tam efendi bir çocuktu.

-Bir işin var mı Furkan?

-Yok efendim arıyorum.

-O halde gel benim iş yerimde çalış.

Furkan çok sevindi Allah razı olsun dedi. Ailesi maddi açıdan biraz sıkıntı içindeydi üniversite biteli daha bir ay olmuştu sınavlara hazırlanırken ailesine de bakmak zorundaydı.

Cüzdanın sahibine derse çalıştığını Üniv. mezunu olduğunu anlattı. Adam da sende benim gençliğim var deyip, elini Furkan’ın Omzuna koydu.

Aradan 1 yıl geçti Furkan adamın verdiği işle ailesine baktı ve onlarda maddi manevi açıdan nefes almıştı.

…..

Cüzdanın sahibi Halis bey, hep uzaktan izledi Furkan’ı . Her şeyle denedi. Bazen azarladı sabrını ölçmek için, bazen bir baba gibi davrandı. Furkan namaz vakitleri gelince hemen kılar namazını, akşam 30 dakika fazla çalışırdı.

– Halis bey geç çıkmasının nedenini sordu. Efendim işten korktu kaytardı namazı bahane etti derler diye. Namazda harcadığım zamanları akşam telafi etmeye çalışıyorum dedi.

Adam bir kez daha dersini aldı Furkan’dan , birşey diyemedi gönlün nasıl rahat ederse öyle yap dedi. Zira senin hamurun İslam ile yoğrulmuş.

Furkan’a Halis bey bir teklifte bulunacaktı ama, kızı ona layık biri değildi vaz geçti. 1 yıldır düşünüyordu bunu.

Kızı zengin yetiştiği için, eğlence, bar hertürlü pislikler mevcuttu.

Furkan sınavlarını kazanmış, Mühendis olmuştu. Artık işe devam edemeyeceğini bildirmek için Halis beyin yanına geldi ve elini öptü. Halis bey oğlunu kaybediyordu sanki ağlaştılar. Kucaklaştılar. Bir cüzdan dedi Halis bey…

-Anlamadım Halis bey ne cüzdanı?

-İşte yıllar önce düşürdüğüm bu cüzdan oğlum artık senindir.

Hak ettin kazandın, içini açmadan bu cüzdanı sakla ne zaman öldüğümü duyarsan o zaman cüzdanı aç.

 

Furkan bir şey anlamadı ama, Hayır olmaz dese de Halis bey al dedi.

……

Aradan 3 yıl geçti. Furkan maddi sıkıntıları aşmış, piyasaya olan borçlarının tümünü ödemiş ve bir ev almıştı. Biraz daha biriktirip araba alacaktı. Lakin vaz geçti. Araba parasını fakir öğrencilere burs olarak dağıttı. Ev gerekliydi ama, araba gerekli değildi…

Birgün yolda yürürken bir kızın ağladığını gördü. Kız Furkanı görünce apar topar kaçmaya başladı. Kaçarken çantasını unuttu. Çantanııız dese de nafile, kız bir arabaya atlamış gözden kaybolmuştu. İkinci cüzdan olayı, hadi ya. Furkan bunda da vardır bir hayır. Deyip karakolun yolunu tuttu. Karakoldakiler çantanın içine bakıp sahibini aradılar. Kız , arkadaşları ile birlikte karakola girdi. Arkasından seslenen Furkan’ı da gördü. Yanındaki kız arkadaşları, “aaa ne kadar da yakışıklı bir çocuk” deyip yanına koştular. İsminiz ne demeye, sarkıntılık etmeye başladılar. Furkan, yüzlerine bile tenezzül edip bakmadı. Hanım efendi, çantanızı unutmuştunuz, seslendim duymadınız. Karakola getirdim dedi kıza…

Kız: Ulan geri zekalı herif içinde 7000 tl para vardı. Alıp yeseydin ya niye getirdin buraya. Hiç mi merak etmedin de içine bakmadın çantanın deyip, kahkaha ile gülmeye başladı kız. .

Furkan gayet ciddi bir şekilde Hayır dedi. Hiç içini açmadım ve bakmadım. Emaneti sahibine ulaştırmam lazım diye düşündüm dedi.

Kız şaştı kaldı.

 

Bu salak be, haha haha diye gülerken, Furkanın yüz ifadesine baktı ve irkildi gülmeyi kesti. Çok ciddi bakışı vardı.

Çantayı alıp, içinden para vermek istedi. Furkan almadı.

Biz, Peygamber Efendimiz’in, emanete hiyanetlik etmeyin dediğini ruhumuza nakşettik emanette çıkar gözetmeyiz.

Paranızı lütfen çantanıza koyun dedi.

Diğer kız arkadaşları Furkanın ağzına düşecekler nerdeyse. Telefonunuz var mı diye salyaları aka aka Furkan’a söylüyorlardı.

 

Kız peygamber sözünü emanet sözünü ilk defa duydu sanki, irkildi. yıllardır babasının annesinin dedikleri geldi aklına ve ağlamaya başladı. Peygamber ve Allah sevgisinden yoksun bir hayatı vardı çünkü. Hep içinde bulunduğu ortam yormuştu onu. Ve bayıldı, hastaneye kaldırıldı kız. Babası Halis bey duyar duymaz koştu hastaneye. Furkan’ı da hastaneden çıkarken görünce; oğlum ne işin var burda dedi. Efendim bir kızı hastaneye bıraktım. Bayılmıştı vs. dedi ve hastanenin kapısından çıktı.

Baba acele acele çıktı yukarı…

Kızım deyip ağlıyordu. Kızının bir şeyi yoktu neyseki. Ama çanta olayı çok etkilemişti onu. Babasına anlattı. Babası nasıl biri diye kızına sordu. Kız da anlattı. babası hiç tereddüt etmedi ve gülümsedi anlatılanlar karşısında. Furkan dedi….

Yine büyük bir ders verdi bize Furkan dedi..

Kim bu baba, yıllardır anlattığın Furkan bu mu? dedi kızı. Evet kızım dedi. Furkan oydu seninle tanışması da. Bir çanta sayesinde oldu.

Baba dedi Hülya, “ben değişmek dinimi öğrenmek istiyorum” dedi. Halis bey şok oldu. Bayılmanın etkisi zannetti ama, kızına bakınca ciddi olduğunu anladı. Hülyam dedi ve bağrına bastı kızını. Öyle bir ağladı ki, sevinçle aktı göz yaşları. Hülya vakitlerini kütüphane de geçiriyor, dinini araştırıyordu. Değişim başlamış lakin,  bişey eksikti, tesettür.

Bol bir kıyafet ve tesettürle babasının karşısına çıktı Hülya. Sokağa öyle çıktı ve yolda yürürken Furkan’a rast geldi. Furkan şok olmuştu. Siz diyebildi. Mini etekli Hülya gitmiş, yerine İslam hanım efendisi birisi gelmişti. Hülya hanım lafı uzatmadan, Furkan bey benimle evlenir misin dedi. İsmimi nerden biliyorsunuz bu ne cüret dedi Furkan. Ben Halis beyin kızıyım. İsmim Hülya, 5 aydır sizin sözlerinizden sonra İslam’ı araştırdım öğrenmeye çalıştım. Evleniniz yazıyor hadislerde. Evlenen kişi dininin yarısını kurtarır yazıyor. Hazreti Hatice Peygamber Efendimize talip olduğu gibi bende size talibim. Bunu nefsim için değil, Allah şahidimdir, dinim için istiyorum.

Furkan şaştı kaldı, birşey diyemedi. Utandı, kızardı tamam dedi. Bu akşam istemeye geliyorum sizi. Halis beyi tanımasam, sizin değiştiğinizi görmesem, bunlar asla olmazdı dedi.

Sözleriniz beni çok etkiledi. Zira bu güne kadar evlilik düşünmedim. Aniden söylediniz, geçmişe sünger çekmiş yeni bir sayfa açmışsınız  bu sayfada bana da yer vermişsiniz aklınızca Allah neyi nasip ederse o olur. Şimdi evinize gidin. Herşeyin bir usulü var bu dediklerinizi İslam ı yeni öğrenmenize var sayıyorum. Çünkü, İslam’ın her kaidesini yapmak istiyorsunuz. Fazla harama düşmeden islamı yeni öğrenen birinin elinden tutmak gerek değil mi?

Evet dedi Hülya ve utandı söyledikleri sözlerden.

Eve gitti heyecanlı heyecanlı babasına anlattı herşeyi. Babasının demek istediği şeyi kızı kendi ağzıyla söylemişti Furkan’a. Yıllarca babasının anlata anlata bitiremedigi Furkan’a bu kadar yakındı. Eski arkadaş çevresi Hülya’yı delirdi diyerek terk etmişlerdi. Tesettürle görünce alay ettiler. Sofu olmuşsun, hacı teyzeye, yaşlı kadınlara dönmüşsün dediler.

Hülya aldırış etmemişti. Nihayet Furkan gelip Hülya’yı istediler.

Evlilik akdi dini bir şekilde gerçekleşti. Mutluluğa bir adım atıldı….

…Aradan iki yıl geçti. Bir çocukları olmuştu. Hülya ve Furkan adını, Esra Nur koydular. Babası vaktini torunuyla geçiriyor onunla geçirdiği vakitlere doymuyordu. Küçük esra dedesinin şaklabanlıklarına gülüyor.

Her akşam eve gelirken, eşine bir adet kırmızı gül alıyor. Furkan ve Gülün içine bir âyet ve bir hadis yapıştırıyor. Eşine ezberlemesini söylüyor benim eşime, benim sözüm değil, Allah ve Rasulunun sözü yakışır. En güzel sevgi kelimeleri Ayet ve hadisin yanında sönük kalır. Deyip bir buse konduruyor yanağına. Hülya eski hayatını hatırladıkça sürekli göz yaşları içinde tövbe ediyor secde de.

Furkan’ı ile mutlu seneler geçiriyor. Her gün bir gül alıyor ve hergün bir âyet ve bir hadis ezberliyor. Eşinin ince düşünceleri onu bir kez daha hayran bırakıyor.

Aradan biraz zaman geçiyor, Halis bey hastalanıp kalp krizi geçiriyor. Hastanede yoğun bakıma alıyorlar.

Bu durum herkesi çok üzüyor.

– Hülyam, hadi bitanem uyu artık hastane bankalarında kaldın, hem bak kızımız esra anne deyip ağlıyor kucağımda kaldı. Hem senin hem Esra’nın uyumaya ihtiyacı var.

Uyuyun ben sizi haberdar ederim.

Tamam dedi Hülya ağlayarak. Kızının karnını doyurup refakatçi odasında uydular.

Bir ara Halis bey kendine geldi. Doktora rica etti. Furkanı çağırın dedi.

Doktor da Furkan’a, baban seni istiyor dedi. Gitti yanına.

-Halis baba iyi olacaksın canını sıkma Hülya torunun hepsi iyiler.

Tamam Furkan, dünyadan göç etme vakti geldi çattı oğlum. Kızım ve torunum sana emanet bilirim sen emanete asla hiyanetlik etmesin verdiğim cüzdanı da hala açmamış olduğuna da adım gibi eminim. Sen benim duamsın vesile cüzdan oldu. Kızımı sana vermek istedim. Başta kızımı sana layık görmediğim için de birşey diyemedim. Ama hep istedim, hep dua ettim. Ben demeden bir birinizi aynı cüzdan olayıyla buldunuz ve gördünüz. Senin sayende kızım değişti. Bambaşka biri oldu. Besmelesiz bir iş yapmaz, abdestsiz gezmez oldu. Artık sen benim oğlumsun, ölürsem beni sen yıka. Annesini trafikte kaybettiğimiz den beri Hülyam’ın üstüne gitmedim, onu incitme torunuma iyi bak…

Hıçkırıklar içinde kaldı Halis bey.

Baba baba dedim doktor dedim. Son sözü şehadet oldu babamın…

Gülüyordu, gülümsüyordu. Ben yıkadım babamı öyle güzel kokuyor du ki ölüsü, mest oldum. O kadar zenginlikte haram bulaşmamıştı bedenine belli ki. Bu koku cennet kokusu gibiydi. Dünya kokularına benzemiyordu.

Babamı göz yaşları içinde defnettik.

Cüzdanı açtım. Ölünce aç demişti babam. Yıllardır yanımda taşıdım lakin, hiç açmadım vasiyeti de bir emanetti benim için.

Merak ettiğim lakin elimi bile süremedigim cüzdanı açtım aşkla.

Başta Besmele yazan bir kağıt vardı.

Oğlum Furkan, günlerdir rüya görüyorum. Kızım Hülya ile evleneceksiniz ve çocuğunuz olacak.

Bu rüyanın Şeytani değil rahmani olduğunu anladım. Bu cüzdanı ben ölünceye kadar açmaman da rüyamda bana gösterildi. Hazreti Ibrahimin rüyasına benzer bir şey bu.

Ben artık öldüm ve elinde bu cüzdan var. Içinde vasiyet namem var. Yüm servetimi sana bırakmıyorum. Senin huzurun parada değil. Hülya da parayı nereye ne kadar vereceğini listeledim. Artan parayı da fakir fukara ya dağıt. Ve bir tane Adıma KUR’AN kursu yaptır. Fabrikayı da ustabasına hibe et. Yani onu ortak yap. Fabrikadan gelen kendi hisseni de Kuran kursuna bağışla.

Senin paraya ihtiyacın olsaydı o cüzdanı çalardın. Sen en değerli hazineye kavuştun. Mühendissin paraya ihtiyacinda yok. Ahiret için var gücünle çalış oğlum.

Mülk Allah’ındır. Eğer ki ben ölmeden bu cüzdanı açsaydın. Emanete hiyanetlik etmiş olacaktın. Bir kere daha emanete hiyanetlik etmediğin için takdirimi kazandın kızıma torunuma iyi bak ve asla dürüstlükten ayrılma oğlum.

Ruhuma bir yasin okumayı da ihmal etmeyin. Allah’ın Selamı üzerine olsun baban Halis. ..

Hülya ile okunulan bu mehtupta ne yazarsa Furkan aynısını yaptı. Afrika’dan Suriye’ye Mısır’a Arakan’a Filistine Doğu Türkistan a ve Türkiyede ki fakir fukaralara herkese yardım etti. Emaneti yerine getirmek için Hülya’sı ile hizmet için çalıştı. Babası onlara parayı değil davayı miras bırakmıştı. Fakir fukaraya yardım ettikçe yüreklerde ki iman ateşi zirveye çıkıyordu….

Işte değerli okuyucularım ben böyle evlendim.

Bir cüzdanla iş buldum, bir cüzdanla evlendim, bir cüzdanlada islam’ı dava edindim.

Dürüstlük ve emanete sahip çıkmak. Insana paradan daha değerli şeyler kazandırır. Unutmayın, hayat dürüstlük ve doğruluk üzerine kurulmuştur.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam