reklam reklam
reklam
reklam

İLAHİ “TOKAT”!… « Haber Ordu

20 Nisan 2021 - 16:24

İLAHİ “TOKAT”!…

İLAHİ “TOKAT”!…
Son Güncelleme :

14 Mart 2021 - 18:50

237 kez okundu

Bu ülkede İslam’ı namaz, oruç gibi birkaç ibadete hapsetmeye çalışan, cenazesinde
defin merasiminden başka hayatın hiçbir alanına dini karıştırmak istemeyen bir kitle var olageldi.
Hatta bu daraltılmış dini dahi gericilik sayıp, irtica yaygaralarıyla Müslüman ahaliyi
horlayan/baskılayan bir seküler/laik kesimin zorbalıklarına şahit olduk/oluyoruz.
Hâlbuki din, hayatın ta kendisi ve her anıdır. Biz öyle bilir ve öyle inanırız. Tüm hayat
mücadelemiz, bildiğimiz ve inandığımız şekilde yaşayabilme üzerinedir. Hayatımızın her anına İslam
bir çerçeve çizer. Bizim çalışmamız da, dinlenmemiz de, yememiz/içmemiz de din üzeredir. Yani
ibadettir. Suyu oturarak ve üç nefeste içer, tuvalete sol ayakla girer, ticarette dürüst olur, kâr eder
ama faiz almaz, muhtaca sadaka verir, yatmadan önce elimizle yatağın üstünü süpürür, sağ yanımıza
kıble istikametine yönümüz gelecek şekilde yatarız. Eğlencemiz dahi ibadettir bizim. Çünkü
Resul’ün getirdiği ölçülere riayet ederek eğleniriz. Yani hayatın her anında dini referans alarak
yaşarız. Gayretimiz odur.

İmtihan zorlaşıyor

Son zamanlarda Ayasofya Camii Baş İmamı Prof. Dr. Mehmet BOYNUKALIN hocanın bazı
paylaşımları birilerini rahatsız etmeye başladı. Hocanın Anayasa ile ilgili dini referans alarak ortaya
koyduğu talep demokratik bir hakkın kullanılması şeklinde değerlendirilebilecek bir mevzu iken, birden
birilerinin irtica hastalığı yeniden hortladı. Eşcinsellik sapkınlığını bile bireysel özgürlük kapsamında
hoşgörüyle karşılayıp, onların yaşam hakkı diye savunanlar, BOYNUKALIN hocayı linçe kalkıştı.
Ardından hocanın “kadın cinayetleri” başlığıyla konuşulan mevzuya İslami referanslarla yaklaşması bazı
kesimleri çileden çıkardı.

Bu ülkede seküler/laik, Kemalist kesimin mevzu İslam olduğunda hop oturup hop kalkmalarına alışığız. Bu İslam beldesinde yönümüzü Kabe’den Roma’ya çevirmek için kimlerin ne
hokkabazlıklar yaptığını iyi biliriz. ABD Başkanı, seçildiğinde elini İncil’e koyarak yemin ederse irtica
olmaz ama bizde halkın oylarıyla seçilmiş Merve KAVAKÇI TBMM’ne başörtülü girdi diye kıyametler
kopartılırdı.

Bu sınırlar içerisinde ezanların susturulduğu, Kur’an eğitiminin yasaklandığı, devlet
dairelerindeki memura “Selamün Aleyküm” demenin imkânsız hale geldiği dönemleri yaşadı bu millet.
O yüzden Ak Parti’nin iktidarıyla nefeslenip, devletin milletle kavgasını bitirecek adımları atması için
sabırla bekledi ve Ak Parti’ye destek verdi.

28 Şubat darbesiyle orta kısımları kapatılan İmam Hatip Liseleri tekrar açılsın istedi. Okullardan
atılan başörtülü kızlarımız, başörtüleriyle okuyabilsin diye sabırla bekledi. Reisin gücü yetmiyor
diye düşünüp sabretti ve daha büyük destekler verdi. Reis de bu beklentileri boşa çıkarmadı ve
kademe kademe özgürlük alanlarını genişletti. Açılamaz denen Ayasofya açıldı. Başörtülüler okudu,
avukat oldu, milletvekili oldu ama…

Prof. Dr. Mehmet BOYNUKALIN hocanın paylaşımlarına ilk hazımsızlık başörtülülerden
geldi.
Aileyi ifsad eden Feminist ideoloji beyninin içine girdikten sonra…
Ailenin reisliğini erkeğe veren ayeti nefsine okuyamadıktan sonra…
Kadınla erkeği birbirlerine veli yapan inanç değerlerinin yerine onları düşmanlaştıran
ideolojilerin peşinden koştuktan sonra…

İstanbul sözleşmesi gibi bir ucube ideolojiyi kadın cinayetlerini önleme çikolatasıyla bu
millete satmaya hatta dayatmaya çalıştıktan sonra…
“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” diye uyduruk bir kavramla dinin tanımladığını alt-üst etmeye odaklı
bir metni “hukuk” diye bize dayatmaya kalktıktan sonra…
“Cinsel Eğilim” diye yaradılışının hilafına kendi cinsiyetini değiştirmeyi sapkınlık değil özgürlük diye
bu millete dayattıktan sonra…

Ayasofya Baş imamının “dini referans alarak, katı ve sert paylaşımlar yapmasını doğru
bulmadığını, herkesin görevini yapması gerektiğini, bu paylaşımların siyasetin üzerinde ağır bir yük
oluşturduğunu” söyledikten sonra…
Siyaseti ibadet bilmek yerine “dava” ninnilerini oku ha oku…

Asıl Soru…
Kadın ve kadın cinayetleri değil insanlığın sorunu. İnsan ve insan cinayetleri bir sorunun sonucudur.
Bunu bir cinse indirmek, birilerinin kadınlar üzerinden devşirmeye çalıştığı rant, kimisinin ego
savaşı, kimisinin ise bir toplumu yıkma çalışmalarının tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hangi güç, bir başı örtülü hanımefendiyi bu denli İlahi kanunlara karşı
çıkışa zorlamaktadır?
Başı örtülü bir Grup Başkan Vekili olarak kendisiyle gurur duyan, başında ayet taşıyan bir
bayanın kafasındaki bu karmaşa nasıl bir tezatlığı bünyesinde barındırmaktadır?
Dini referansların kadınlara katı ve sert davrandığını onlara, tesettür ayetini okudukları Kur’an-ı
Kerim mi söylemiştir?

Her fırsatta başörtülü bir Grup Başkan Vekili dahi Milletvekili olmaktan gurur duyduğunu
ifade edenlere şöyle seslenmek isterim:
Tesettürünüz bir gelenek ya da öğreti değil, Kur’an ayetidir. İnanç özgürlüğü olarak
gördüğünüz kıyafetiniz parti aidiyeti üniforması değil, Müslüman kadın oluşunuzun
göstergelerinden biridir. Müslüman bir insan (kadın ya da erkek) olmanın şartı, buluğ çağına erişen
ve akli dengesi yerinde olan her kişinin ayetleri sorgusuz sualsiz kabul etmesinden geçer. Nefsi
duygularla, bir cinsiyetin üstünlüğünü İslamiyet’e ters bir şekilde müminlere kabul ettiremezsiniz.
Açtığınız savaş keza ne erkeklere, ne de görüşlerinize katılmayan kadınlaradır. Bu savaş Allah’ın
emirlerinedir. Zira buğz, İslamiyet’te insanlara değildir, yapılan hatayadır. Unutmayın ki bizler sizin
durduğunuz noktaya buğz halindeyiz.

“Medine Yahudileri Üzerinden Müslümanlara İkaz”
Medine’de yaşayan Yahudi kabileleri Tevrat’ta yasaklanmasına rağmen, dünyalık menfaatleri
icabı diğer bazı Yahudi kabileleriyle savaşırlar, din kardeşlerini öldürürler, bir kısmını esir alırlar ve
fidye karşılığında satarak yurtlarından ederlerdi. Fidye karşılığında satmalarını da
kitaplarından delillendirirlerdi yüzsüzce… Medine’de bulunan putperest Evs ve Hazrec kabileleriyle
menfaatleri için ittifak kurarlardı. Evs ve Hazrec kabileleri birbirleriyle hasımdı. Bazı Yahudi kabileleri
Evs’le bazıları Hazrec’le ittifak halindeydi. Allah (cc), yasak olmasına rağmen menfaat icabı birbirini
öldüren ama menfaatleri gereği fidye ile kardeşlerini satmayı kitaplarının helal kıldığını öne süren bu
kavimlere bu ayetle adeta tokat atar. “Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı
ediyorsunuz?” diyerek… (Bakara 85)

Ayetlerin nüzul sebebi her ne kadar Yahudiler gibi görünse de muhatap Müslümanlardır.
Yahudilerin düştüğü bu vahim hataya düşmememiz için bizleri uyarır. Ayetin sonu da çok çarpıcıdır.
“İçinizden bu şekilde davranan birinin dünya hayatındaki cezası REZİL RÜSVA olmaktır.” Devamındaki
ayetteki uyarı ise çok ağırdır. “İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu
yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.” (Bakara 86)
Ayrıca Sultan II. Abdulhamit Han Fen ilimlerini öğrenmeleri için Avrupa’ya öğrenciler göndermişti.
Onlar edebiyatçı oldular. Ülkenin güçlenmesine katkı beklentisiyle yurt dışına gönderilenler JÖN
TÜRKLER diye Batı hayranı bir nesli oluşturdular ve Osmanlı Devletini yıktılar.

Sonuç olarak,

Bütün gayreti, hayatının her anını dini referans alarak yaşamak olan bir Müslümanın tabi ki ticareti
de siyaseti de ibadettir. Bu din, tahrif olmuş diğer dinlerin düşürüldüğü duruma
asla düşürülemeyecektir. Ahir zaman peygamberinin getirdiği fıkıh/hukuk kıyamete kadar kaim
olacaktır. Birileri ağızlarıyla söndüreceğini sansa da, bu ışık kıyamete kadar insanların yolunu
aydınlatmaya devam edecektir.

Bu dünyada Müslüman dikenli yolda yürür ancak bir Müslüman diğer Müslümanların yollarına diken
koymaz, diken koyanlarla da iş birliği içinde olmaz.
Biz; “kızlarımız başörtüleriyle okusun, bu dini hayatının her anına referans yaparak bütün
insanlığa hakkı ve adaleti taşısın” demiştik amma belli ki bir yerlerde yanlış yapmışız.
Dini referanslar size katı ve sert geliyorsa, fıtrata karşı olmak nefse hoş geliyorsa buyurun
devam edin.
Öğrendiğiniz başörtüsü ile ilgili olan (Ahzab 33), (Nur 24, 31, 60) ayetlerini dikkate almanızı takdir
ediyor, (Nisa 4, 19) ayetlerini ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) kadınlarla ilgili onlarca Hadis-i
Şerif’ini de size tekrar hatırlatma ihtiyacı hissediyorum.
Zira, Şuur; “başörtüsünü” ne için taktığınızın adına denir de,
Aksi hal, ilahi “Tokat” gibi çarpar Tokat Milletvekili’nin yüzüne.
Ey Rabbimiz!
Hatamızı anlayacak şuur, düzeltecek güç ve imkân ver.

AMİN…

Elif Coşkun

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam