reklam reklam
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7100
EURO
17,5237
ALTIN
970,93
BIST
2.405,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ordu
Az Bulutlu
25°C
Ordu
25°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Açık
24°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C

İSLAMDA İNFAK, YARDIMLAŞMA VE KUL SEVİNCİNE ORTAK OLMAK!

İSLAMDA İNFAK, YARDIMLAŞMA VE KUL SEVİNCİNE ORTAK OLMAK!
REKLAM ALANI
28.05.2022
0
A+
A-

İslam, toplum hayatında huzur ve sükûnetin hakim olmasını amaçlar. Bunun için iyilik ve fedakârlığı, yardımlaşma ve paylaşmayı emreder. Kötülüğü, bencilliği ve cimriliği ise yasaklar. İnsan, yaratılışı gereği bir diğerinin ilgi ve sevgisine, yardım ve desteğine ihtiyaç duyar. Cenâb-ı Hak “Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye çeşitli alanlarda kimini kimine, derece derece üstün kıldık.(Zuhruf, 43/32.) buyurarak bu gerçeği bize haber verir.

İnsana düşen sahip olduğu imkanları bencilce kullanmak değil, elindekileri kardeşleriyle paylaşmaktır. İşte insana paylaşma bilinci kazandıran, böylelikle dünya ve ahiret mutluluğuna, nihayetinde Rabbinin rızasına kavuşturan tüm ibadetlerin ortak adı infaktır.

İnfak, kişinin Allah’ın kendisine emanet ettiği mal ve servetten, maddi ve manevi nimetlerden başkalarını da yararlandırmasıdır. Bütün canlılara iyilik yapma ve yardımda bulunma çabasıdır. Anne babaya, eş ve çocuklara, yakın ve uzak akrabaya, arkadaş ve komşulara hasılı tüm insanlara faydalı olma gayretidir. İnfak, insanın fıtratında var olan yüce duyguları harekete geçirir. Kişinin nefsini arındırmasına, çevresiyle ilişkisini güçlendirmesine, üzüntü ve kederden kurtulup Rabbinin hoşnutluğunu kazanmasına vesile olur. Nitekim Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimede şöyle buyurur: “Mallarını gece gündüz; gizli ve açık infak edenler için Rableri katında ecirler vardır; onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.(Bakara, 2/274.)

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever.(Bakara, 2/195.) Ayet-i kerimedeki “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” emriyle

Yüce Rabbimiz, cimrilik edip Allah yolunda infak etmekten kaçınmanın, hem fert hem de toplum için tehlike oluşturacağını haber vermektedir. Her alanda olduğu gibi infak konusunda da en güzel örneğimiz Resûl-i Ekrem (s.a.s)’dir. O, ümmetini daima cömertliğe, kanaatkârlığa, paylaşmaya ve yardımlaşmaya davet etmiştir.

Ecdadımız zekat, sadaka, hayırları ile zayıfların yanında gönüllü yardımları ile zengin ve fakirler arasında iyilik köprüleri kurmuşlardır. Buna en güzel örnek sevgili peygamberimizdir. Yardımlaşma ve paylaşmada ve de insan sevindirme hususunda Bir defasında bir kiyun kesmiş kestiği koyundan geriye ne kaldığını Hz. Âişe validemize sormuş, “Sadece bir kürek kemiği kaldı Ya Resûlallah!” cevabını alınca, “Ey Âişe, desene bir kürek kemiği

hariç tamamı bizim oldu. (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 33.)buyurmuştur. Peygamberimiz bu veciz ifadesiyle verdiğimiz kadar kazandığımıza ve Allah yolunda harcamanın bereketine işaret etmiştir. Bir başka hadisinde ise müminleri şu sözlerle iyiliğe teşvik etmektedir: “Her kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse; Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Her kim de bir Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Buna hocası ile öğrencisi arasında geçen örnek bir hayat hikayesinden örnek vermek istiyorum.

“Alimlerden biri, talebesi ile gezerken, bir tarlanın yanındaki ağaçlardan birinin altında eski bir çift ayakkabı gördüler. Belli ki civarda çalışan birisinin ayakkabısıydı.

Talebe : “Hocam bu ayakkabıyı saklasak da, sahibi geldiğinde ayakkabısını bulamayınca, o anki halini seyretsek, ne dersin? ” dedi.

Hocas:”Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel şöyle yapalım;  sen zengin bir ailenin çocuğusun, bu ayakkabının içine bir miktar para bırak, sahibi gelip bunu gördüğü zamanki sevincini seyredelim”  dedi.

Talebe bu teklifi daha güzel buldu ve adamın ayakkabısının içine bir miktar para koydu. Hocası ile görünmeyecek şekilde bir ağacın arkasına saklandılar.

Bir müddet sonra, ayakkabının sahibi geldi. Elbiselerini değiştirdi, ayakkabısını giyerken içinde bir şey olduğunu fark etti. Baktığında bunun para olduğunu gördü. Bir müddet etrafına bakındı, hiç kimseyi göremeyince, dizleri üzerine oturdu ve ellerini açıp: ” Ya Rabbi, eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğu

Sence malumdur, verdiğin bu nimet için Sana sonsuz şükürler olsun,” deyip gözyaşlarına boğuldu ve uzun bir süre ağladı. Bunu gören Hoca ile talebesi de gözyaşlarını tutamadılar…

Sonra Hoca talebesine döndü :”Bu ilk tekliften daha güzel olmadı mı, şu an daha mutlu değil misin?” dedi.

Talebesi: ” Evet Hocam, Allah sizlerden razı olsun şimdi saha çok sevinçliyim.”

Şimdi sormak istiyorum insanların mutlu olmasına vesile olmak gerçekten değmedi mi?

İnfak, insanın fıtratında var olan yüce duyguları harekete geçirir. Kişinin nefsini arındırmasına, çevresiyle ilişkisini güçlendirmesine, üzüntü ve kederden kurtulup Rabbinin hoşnutluğunu kazanmasına vesile olur. Allah ve Resûlüne gönülden bağlanan müminler, tarih boyunca infak bilincini kuşanmış, yardımlaşmayı hayatlarının merkezine almıştır. Allah yolunda harcamanın bereketine işaret etmiştir. Sevgili peygamber sav efendimiz bizleri şu hadisleriyle iyiliğe teşvik etmektedir: “Her kim Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse; Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Her kim de bir Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim dünyada bir Müslüman’ın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.(Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Hudûd, 3) Günümüzde baktığımızda Ecdadımız insanlık adına yapmış oldukları eserleri görmekteyiz. Sahip oldukları ilmi ve iktisadi birikimlerini başkalarıyla paylaşmıştır. Cömertlik ve fedakarlıkta hep ön safta olan ecdadımız, infakı kalıcı hale getirmiş, yaşadıkları her coğrafyada vakıf ve merhamet medeniyeti inşa etmiştir. Yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için çalışmak bizim köklerimizde vardır. Bu gün de aziz milletimiz aynı şuur ve gayeyle iyiliğin öncüsü, insanlığın umudu, huzurun ve güvenin teminatı olmaya devam etmektedir elhamdülillah

Ne mutlu ki Allah’ın rızasını öne alarak bütün işlerinde rızaya mazhar olanlara, insanlık için yatırım yapanlara, eserler bırakanlara, insanların tebessümlerine vesile olanlara.

Selam ve muhabbetlerimle

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.