reklam reklam
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,7096
EURO
17,5062
ALTIN
970,51
BIST
2.405,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ordu
Az Bulutlu
25°C
Ordu
25°C
Az Bulutlu
Cuma Açık
26°C
Cumartesi Açık
24°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

İSLAMDA IRKÇILIK YOKTUR

İSLAMDA IRKÇILIK YOKTUR
REKLAM ALANI
27.05.2022
0
A+
A-

Yüce dinimiz İslam’ın en önemli özelliklerinden biri, bir ırkın başka bir ırka, bir grubun veya topluluğun bir başka grup veya topluluğa üstünlük taslamasını ortadan kaldırmış olmasıdır “Hazreti Adem ile Hazreti Havva’nın çocukları olmakta eşitlenen insanların, soy ve soplarını, etnik kökenlerini esas alarak birbirlerine karşı üstünlük iddiasında bulunmalarına İslam’ın asla cevaz vermediği belirtildi. Kişinin üstünlüğü, her daim “Allah katında üstün ve değerli kılan ve ahiret saadetine ulaştıracak olan husus ait olduğu ırk, mensup olduğu soy, sahip olduğu ten rengi, konuştuğu dil değildir. Allah’a karşı kulluk ve sorumluluk bilinci taşımasında ve bu bilinci hayat süreçlerine dahil etmesindedir. İnsanların Allah’ın huzuruna geldiklerinde kendi ameliyle baş başa kalacağı, soy sopun hiçbir öneminin olmayacağı dinimiz bizlere hatırlatır.

Irkçılık, esasında hem insanlığa karşı işlenen bir suç hem de Allah’a karşı bir saygısızlıktır.

Bu nedenledir ki dinimiz İslam, bağnazlık, asabiyet ve ırkçılığı tüm unsurlarıyla reddetmiştir. Hal böyleyken, bu cahiliye anlayışı sebebiyle tarih boyunca İslam coğrafyasında düşmanlık ve husumet, kin ve nefret, kan ve gözyaşı hiç eksik olmamıştır. Peygamber Efendimiz’in bir kaç sözü ile cevap vermek en doğru karar olacaktır.

Peki bu durumda Peygamber Efendimizin bu olaya bakışı nasıldır? İns ve cinnin o yegâne rehberi, ırkçılık hakkında, “asabiyyet-i cahiliyye” tabirini kullanmış ve onu İslâm öncesi, Asr-ı Saadet öncesi, cehalet devrinden, fetret devrinden kalma çirkin bir dava olarak görmüş ve göstermiştir. Bu vadide pek çok hadis-i şerifleri mevcut… Bunlardan birisi şöyle: “Ümmetimin helâk olması üç şeyden ileri gelecektir: Kaderiye (‘kişi kendi fiilinin yaratıcısıdır.’ cümlesinde ifadesini bulan, kaderi inkâr davası). Unsuruyet davası (ırkçılık) ve dinî meselelerde gevşeklik etmek.”(Taberanî, Mu’cemü’s-Sağir, 158) Diğer bir Hadis-i Şerif: “Asabiyet davasına kalkışan, onu yaymaya çalışan, bu dava uğrunda mücadele eden kimse bizden değildir.” (Ebu Davut, Edeb, 121)

Birde bunu inananlar arasında olması çok garip değil midir? İslâm’ın kutsal ezanını okuyan koca yüreğiyle her türlü işkencelere rağmen peygambere ve İslam’a bağlı kalan bir zenci olan Bilali Habeşi değil midi? Üzülerek ifade edelim ki bugün de aynı dine, aynı kitaba, aynı peygambere iman eden Müslümanlar arasında mezhebini, meşrebini, ırkını, ideolojisini rahmet dini İslam’ın önüne geçirme tuğyanına kapılanların sayısı hiç de az değildir.

İslam’ın yüce hakikatleriyle tezyin edelim. Kendimizi dinimizin onay vermediği bağnazlık, asabiyet ve ırkçılığa asla mahkum etmeyelim.” Tarihe baktığımızda bunu iki yaşanmış bir olayla örnekleyelim: Amerika’da  yaşayan kendisinin de bir Amerikan vatandaşı olan Muhammed Ali Dünya boks şampiyonası yarışmalarında birinci olan Muhammed Ali akşam bir lokantada yemek yemek ister kendisinin zenci olduğu içeriye alınmamıştır Koskoca Amerika’nın bayrağını dalgalandırmış olmasına rağmen yine de hor görülmüş Zaferinin ardından gittiği bir restorana ten rengi nedeniyle alınmamasına kızan Ali, kazandığı altın madalyayı Ohio Nehri’ne fırlatmıştır. Bu olaydan sonra İslam’ı araştırıyor bakıyor ki İslam’da ırkçılık yok bu sefer Müslümanlığı seçiyor.

.Yine başka bir yaşanmış anı aynen şöyledir.

Güney Afrika’nın eski başkanlarından Nelson Mandela’nın bir anısı:

Başkan olduktan sonra 2 korumamla Cape Town’ da yürüyüşe çıktık.

Yürüyüşten sonra öğlen yemeği için bir restorana girdik.

Restoranın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik.

Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.

Adamın yemeği masasına ulaşınca, korumanın birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim.

Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu.

Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor ne de göz kontağı kuruyordu.

Sürekli ama sürekli adamın elleri titriyordu.

Yemeğini bitirince adam sessizce kalktı, bana bakmadan hoşça kalın der gibi elini salladı.

Ben adamın elini sıktım ve adam masadan uzaklaştı.

Adam gidince güvenlik görevlisi şöyle dedi:

-Efendim o adam çok hasta olmalı.

Yemeğini yerken eli sürekli titriyordu.

“Hayır öyle değil!

Adamın elleri o sebepten dolayı titremiyordu,” dedim, sonra da anlattım:

“Adam ben hapisteyken benim gardiyanlarımdan bir tanesiydi.

Bana günlerce işkence yapıldığında bağırıp bana su vermesi için yalvarırdım…

Ama bu gardiyan bana su vermektense, alay eder, kafama işerdi.

“Al sana pislik Zenci” derdi…

O adam hasta değildi, sadace artık Güney Afrika’nın Başkanı olduğum için benden korkuyor çekiniyordu.

Onu hapise göndereceğimden korkuyordu, bana yaptıklarını ona yapacağımdan, beni aşağıladığı gibi onu aşağılayacağımdan…

Ama ben öyle bir insan değilim…

O tür davranışlar benim karakterimin ve etik değerlerimin parçası değil.

İntikam almak isteyen kindar zihinler, ülkelerini darmadağın ederler,

birlik, barış huzur isteyen insanlar ise özgür ülkeler yaratırlar.

Özgürlük için, gökyüzünü satın almanıza gerek yok, Ruhunuzu satmayın yeter… Resulûllah Efendimiz (a.s.m.) yirmi üç senelik tebliğ ve irşat hayatını noktalamaya yakın olduğu günlerde son haccını, veda haccını yapar ve oradan irat ettiği eşsiz hutbesiyle Müslümanların dikkatini ana meselelerde bir kez daha yoğunlaştırır. Irkçılık âfetine de bu hutbede dikkat çekilmesi ayrıca bir önem arz eder.

Sohbetinin bu bölümünde şöyle buyurulur:

“Ey İnsanlar!.. Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır.”

Selam ve muhabbetlerimle…

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.