escort

reklam
reklam

NEDENSİZ SORULAR’IN NASILI!.. « Haber Ordu

23 Ekim 2021 - 20:56

NEDENSİZ SORULAR’IN NASILI!..

NEDENSİZ SORULAR’IN NASILI!..
Son Güncelleme :

14 Ekim 2021 - 13:45

163 kez okundu

Sormak…nedenine tutunmadan, nasılına takılmadan sorabilmek..! bütün mes’ele buydu belli ki… bağlamında fakâtı olmasaydı…Sormak ve sorgusunda cevâbını istemek; metâfizik, olağanüstü güçlerin olduğuna inanıldığı dönemlerde olsaydı” akla zarar veren yaratık” şeklinde görülür, yaratıkmış gibi lanse edilirdi. İnsanoğlunun üç-dört yaş merâkı kaybedildiği zamanlardan beridir, kaybına terennümsüz sorgu-sormak!.. yapı ve fıtrat eksenli doğrultusuz mihenginde ilerleyişle buldurulan her bir şey ve her şeye indirgenen kadarlıklar mı sebepti!?.Şimdisinde; dakka bir gol bir hesâbı,” cevâbına adım” bir soru düştü… konu izâhı ve konuya dikkâti çekmek bâbından… Hâlin böylesinden yola çıkarak sorusuzluğun sorulmadan cevâp bulduğu iddâsı sâdece hazırda bulunan cevâplarla yetinmektir. Soruların gereksizliği, hazırda bulunan cevâplarda yetinmekti!!. Böyle olmasa her olaydaki seyrîn arka plânında sorular cereyân etmekte olurdu. Belki de bu cereyân etme sebebi korkutucu geliyordu. Hâlbuki; akıl, kendi akışındaki ve illâ ki belli konuda kalıpsallığı kanıksanmayıversin, sorularla pekâlâ anlama bürünür ve bedelini cevâba ya da cevâpsızlığa ödetmezdi…

 

Fazlalaştıkça ağırlaşan beden kalıplarımız… kabında pas tutmasına sebep bu ağırlıklar câbâsı, aklı dolduran; yığınlık tezâhürsüz hesâplar, düşünceler, duyguya fırsatsız hisler… Lokmaya bulaşan, bakışlara bulaşan, gönüllere sirâyet eden kirden mülhemlik kurmuş fikirler, duygular karmaşası…tabi; bunu “aman amanlık zekâ” figürüyle bir tutmazsak!.. Söylemeye çalıştığım, aslına doğuşlar ve asloluşların hüsrâna uğramasında da etken olan duyguların hareket noktası sorular çizgisidiydi. Sorulamadan hangi asla ulaşılabilirdi!?.Öyle bir şekle bürünmeli ki, dağınık gibi görünen sorular yumağı bir yerde  toparlanabilsin. Değil mi ,her toparlanış bu dağınıklar ardında ve fazlasında gizliydi. Bu gizliliğin kapısını tıklatacak sorulara ihtiyâcımız vardı…Bu ihtiyâcı görmezden getiren örtbas ettiren;” Aklına bir zarar gelmesin… Falanca hoca demiş… Ne gerek var bunları sormaya, işte; şu ve şunları bil ve yaşa…”gibi ve dahasında hüzünlü tebessüme muhâtap kılınan…bilmiyorlar, yeteri yetmezinde çıkmaz oluyor. Doğruyu tam anlamıyla benimseyebilmek, kalbi mutmâîn edecek cevâplar istiyor. Bu durumda nedensiz görünümlü sorular, nedir aslôlan’a yol alıyordu…

 

Köhneliğe temel teşkîl eden sorusuzluk “Eğitim aydınlığına”da gölge düşürüyordu!!. Öyle ki…Eğitim kalıpsallığı” kitap cümleleriyle istiyorum, sınavdaki cevâblarınızı!..”İkâzıyla yeteri budur’u öğreten sitematik öğretmenliği’de (Hepsi için geçerli olmamakla bir, örnekleri mevcût olan) zordan ve zor gelen sorgudan kaçan insan yapısına uyumlu zemîn oluşturuyor. Hem, işin garibliği; kendi cümlelerinle anladığını anlatamayacak-anlatmayacak boyuta gidiyordu. Ve; sana verilenden sorumlu ve  bu doğrulta da ilerlemelisin üstü kapalı mesâjı. Zîrâ; verilmek istenenlerin dışında bir konuya ve konu üzerinden soruya zaman kalmıyordu. Uc noktada sivrilmiş kişilik ve zekâ prosedürünün dışında bir konumu ve dışlanma pahasını göze alıyorsanız, kendi dünyânızdaki düşünceler doğrultusunda sorularla haşir neşir olabilirdiniz, olabiliyordunuz. Ama bu durumun hâsılası “sistematik kalıb sorgu, sistematik verilen at gözlüğü sorgusu” dışında, ne oralı, ne buralı ârâfında buhrânına sokuyordu. Bu buhrânın sancısındaki netice’ye bağlanacak olan sâdece “nedensiz soruların nasılı”ndaki incecik ayrımda bulunan…nedensiz görünümlü soruların, nedeni; NE ASIL’ında  şekle giriyor ve ilerleyen süreçte kabı ve nasîb miktârınca doluya doğuyordu… Netîcesine değer oluyordu!..

 

 

İşin kötü yanı, insan yapısının sırf biyolojik indeksli ele alınması ve en azından çoğunluğun bu istisnâsızlıkla bulunuyor olması soruyu nasılına bakılmaksızın yine tek yönlülüğe mahkûm ediliyordu. Ne asıl daki ;nasılın gerçek boyutundan devâm ederek…Yol tayîni ve temel çerçeve belirlendikten sonraki aşamada sorulardan-her katmanlı sorulardan şekle ve anlama bürünmekle; özü itibâriyle sebebine bağlanıyor olması gerekliyken….

 

Benimseyişli bir ilerleyiş… aslına yol alış sürecinin şekilselliğinden çıkarak özü için ve gerçeğin zoraki değil,bizzat gönlün râzılığıyla bulunup  devâm ettirilmesi için soruların sorulması önemlidir. Bu kalbi mutmâîn edecek her ilerleyiş ve her konu için geçerli olan bir durumdur. Eğer, önemi farkedilirse ki, o vakit sebepsiz sorular, nasılında sebep olacaktır… Yeter ki, soru sormayı bilelim, unutmayalım; unuttuğumuz ve sorgusuzluğa alıştırılmakla uyutulduğumuzda görünen kazanışların dışında kaybedenlerden oluruz!.. Kaybın ve kazancın ne olduğunun birbirine karıştığı demlerde…

 

Sorgusunda sormakla…

Bin sorudan bir cevher!..

Aslına yol alacak ne asıl’ın?!.

Yokuşunda uzanan yol,

Adımında asîl’in…

Yankıya tutmalı sebepsizliği…

Duymakla nedensizliği…

Cânsiper, cânhıraçtan pervâne…

Dar heyûlâyı yırtarcasına sorular…

Sancılar gecede… Tan yeri,

Cevâpların doğumu!..

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.