reklam reklam
reklam
reklam

ÖZELLİKLE; “EY DOĞRU YOLDAKİ ,EY DOĞRU YOLDAKİLER  MUHÂSARA”SI!!? « Haber Ordu

3 Aralık 2021 - 00:28

ÖZELLİKLE; “EY DOĞRU YOLDAKİ ,EY DOĞRU YOLDAKİLER  MUHÂSARA”SI!!?

ÖZELLİKLE; “EY DOĞRU YOLDAKİ ,EY DOĞRU YOLDAKİLER  MUHÂSARA”SI!!?
Son Güncelleme :

09 Kasım 2021 - 9:28

233 kez okundu

Hemen hemen her sesin “Aynasız Doğruyum Yankısı”nın duyulduğu şu zaman’ın şimdisi’ne ithâfen…

 

Biricik yolu yol eylemeyen bitâp…

Biricik yolu yol bildim zanlısı harap…

Yansıyan gölgeden…gerçeğinden lûtfu ihsân…

Ah..! aslı hakîkât kokulu yol, kimlerlesin!?.

……..

Mihrâk noktası seziş tekevvününde,

Estikçe köklerinden yakan dallar…

Toprağa intikâl, gövdesinden haneharap…

İstîlâsı görünen bilinmezinde…

 

Her anlamın çoğunluk kısmıyla mânâ sayıldığı şu “ikilimler yaşayışında..!” garipsenecek bir konunun şifâsı dilenerek, gönül idrâkiyle  ve birlikte fikretmeye niyetlenerek…

Bilinmezinde istîlâ…Tezâtların ince okunuşlarında iki yönlülüğü barındıran şekli… muhâsara altında olan doğru yoldakiler mi, yoksa doğru yoldakiler muhâsara edenler midir!?. Aslında bu iki ihtimâlin bulunurluğu ve durumlardan olay döngüsündeki gidişte yön ve yolun anlamı ortaya çıkıyordu. Sebep, hikmeti  perdeli sunuyordu, ”Hikmete hasret idrâklere..!”İdrâk düğümlerin’in kıvrımlarında hikmetsiz olmadığı gibi…

Öylesi sebepler ki…hâlden mülhem ahvâlden revânlık…Revnâklar içinde incelik…Gölgesinden ilerisinde gitmekle gerçeğini aratan…Gariplik endâmlı gerçeği olmadan, “Ol”da sâyeleneceği…uyandırdığı intîbâdan âzamîsini bağrında büyüten titreyişte günleri nefeslerde yarınlayan…

Böylesinden tercümân “açıklığa kavuşmak” iniltili hasretlik “Râşîd ve Râşidîn’ler!..”  Doğruluk, muhâsarasına boyun eğmiş ya da eğmemiş; heybetinde kale ve kaleler misâl…Hasarlayan muhâsara değil…tutsaklığa kurban “umursuzluk”kuşatması…Doğru yoldaki ve yoldakiler anlamı,sınır ve çizgisinin zıttı delâlet potasında eritilmeye lâyık görülmesiyle neticelenen muhâsara…

 

Doğru yol kabûlkârlığında ileri seviye tâkatleri yine istikâmet şaşkını muhâsara simsarlarınca yağmalanan…simsarların yön tayînsizliği dilde ve şekilde “Doğru yolu bulan ve doğru yolu bulmuş olanlar…”çerçevesine yeten.!. dahası kuşatmadan kurtulamamak şöyle dursun,zorakî bile isteyede’ki “bileme”den asîmile tayînine yön kaydırılan… ya da nefse zor geleninden haklılık payını bulan ben’lik kırıkları…

 

Mârifetini felâketleyen ruhî kıvrımların başhisârlarında davâsı düşünülmeyen düşürüşler…böylesi gitmelerin temelsiz dönüşleri yoktu,atılan adımların ardına dönme hesâbları da yoktu.Kabûl fazlası benimseyişlerin unufak sindirildiği kuşatma mârifetlerinin eze büze şekle soktuğu,AKILLI KİMSE bu  ve bunlar mıydı,avunmaklı dehâsız sorgusu ne için gerekti…hâd kadar hâdsiz mihrâklarda “Râşidûn kabûlleri başkaydı!!.”  Mecburî sezişler handikabı’na uyumluk yetisi çoktanberî asliyyetiyle tezâtlar çekimindeydi… yani ki,şekle girenin aynısı kabuk kalıyor,aynaya öz muhîtte devâ olmuyor,nûr âyet ışığında “doğru yolu bulan,akıllı kimseler”i bizâtihi tekevvün etmiyordu…

 

Son sözün teşekkülüne girişi hikâye edilse… kim bilir hikâye midir;topyekûn hâdise çerçevesinde…

Hayâli âlemden gerçeğine âhenk olmalı,hayretten hayrete bir gayret ürperten titreyişte ben’liğin kemâlde erimesine vesile kılınmasına nîyâz…

:

Âcizliğin uğraşı…ne ile uğraşın ey âciz!?.Bu hırs ile sırf ile sıfırladığın,denge tesisini kuramadığın uğraşın gazâbı harekete geçiren…Kökünden gövdesinden kurumuş çınarlık ağaçlar dalı yaprağı mevcut değil…Sanki ömür yaprakların bitmiş o gün… Say ki,ömür yaprakları tükenmiş o ân…Ellerde hiçbir şey kalmamış,dalı budağı kırılmış atılmış gibi…ya da kim bilirdi ki,bu dalsız budaksız köklerinden uzaklaştırılan yıllanmış toplu alan uğraşı başka bir âlem idi…Birinci uğraş toprağı delercesine harekete geçirip patlayan patlatılan göklere doğru…insan âciz durur mu,tekrâr ikinci ve aynılanan uğraşılar devâmında…Yine aynı harekete geçen  ağaç,köklerinden sökün edip…simsiyah dumanlı azâp!..sonuncusu,üçüncüsü nasılda geliyor öyle…sol tarafta birkaç adım kala duruyor,ya ;o birkaç adımlık mesâfe olmasaydı ne olurdu !?.

Sonrası semâlar maviliğinde dağılan azâbın ardı,bir yazı “YÂ RÂŞÎD,YÂ RÂŞÎD’İN!..”(Ey doğru yolda olan,akıl sahibi olan;ey doğru yolda olanlar,akıl sâhibi olanlar!..)Kime ve kimlere idi, bu sesleniş… hayret ve dehşet meşgûlîyetinden sıyrılan anlar mıydı!?.   Ne mânâ,ne hikmet ve sıralanan sır’lanışlar…

Ardı akşamsa da inceden çiseleyen bir yağmur,Râhmeti tecellî;ErhamurRâhim sırrının açığa çıktığı tesellî……

 

 

Şimdinin itîmat ve îtibâr göreni…ayrımsız kılınanı…doğrusu ve eğrisi derken;doğrudan eğride elden kayanı ve köklerindeki yenileniş arzûsu ve buna istinâden ne yapılacağını “Ben Hak Yoldayım Selzenişiyle “ çözemediğimiz… çevrilen-kuşatılan; hangi ve hangisindeki uc noktalar sonrasının inşâsı kılınacaktır elbelt… koruma kalkanı ihsânlarıyla…o,bu,şu; değil,kişilerden ya da gruplardan uzaklıkla ve birilerinin kendilerinde olmayanı görmesiyle değil…

Divân-I Hak’ta ve Hak’la olanla anlaşılacak… ve anlaşılmaktan ötesi… her şeyden ötesi “Lâ Gâlibe İllAllâh”nidâsı tüm zerrede duyulacak…     hâl böyleyken ben doğruyum iddiâlı davâsiyle uğraşmamalı,yanılma payının titreten tetikte duruşuyla emînliği son nefes’in sonrasına bırakmalı….

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.