escort

reklam
reklam

PATRONLAR VE GAZETELERİ! 10 OCAK NE DEMEK BİLEN VAR MI! « Haber Ordu

23 Ekim 2021 - 19:51

Gazeteci, Fotoğraf Sanatçısı...

Talip KOCAKOÇ

PATRONLAR VE GAZETELERİ! 10 OCAK NE DEMEK BİLEN VAR MI!

PATRONLAR VE GAZETELERİ! 10 OCAK NE DEMEK BİLEN VAR MI!
Son Güncelleme :

10 Ocak 2021 - 14:15

268 kez okundu

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü… Hey gidi hey… İlgili ilgisiz herkesin kutladığı, gazetecileri onurlandırdıklarını zannettikleri kocaman bir kandırmaca günü. Çalışanların günün gazetesini çıkarmak için bir taraflarını yırttıkları, yeri geldi tek başlarına koca bir gazetenin yükünü sırtladıkları bir gün. Patronların da göğüslerini kabartarak cilalı ayakkabılarını yere vura vura gururlandıkları bir gün.

10 Ocak 1961’e gidelim…

Çalışan Gazeteciler Bayramı bu günün asıl adı.  Gazetecilik mesleğini yapan insanları onurlandırmak adına kutlanan bir bayram. 4 Ocak 1961’de Gazetecilerin hak ve özgürlüklerini koruma altına alan “212 Sayılı Kanun” resmi gazetede yayınlanıyor ve hemen bir hafta sonraki 10 Ocak günü bu bayram bir kutlama günü olarak adlandırılıyor. Çünkü çalışanların maaşı, çalışma süresi, yapacaklar iş, sigortaları vb. hakları artık yazılı sözleşmeler ve devlet güvencesine alınmıştı. Ama bir sorun vardı. Patronlar…

9 Patron Olayı…

Her zaman böyle olmuştur. Gazetenin mutfağında olan, gazeteciliğin ne olduğunu bilen patron bulmak zor. Cebinde biraz parası olan, olmasa da lafla sözle milletin parasıyla eline medya patronu ünvanını alanlar her daim olmuştur. Bu da satılık medya, yandaş medya gibi terimleri ne yazık ki meslek literatürüne sokmuştur. Evet! Medya, işi bilen adamaların elinde değil bu ülkede! Medya yollu/yolsuz parayla dans edenlerin elinde ne yazık ki. İşte 4 Ocak 1961’deki 212 sayılı kanun medyaya düzen getirmek amacıyla oluşturulmuştu. Basın İlan Kurumu kurumuş, gazetelerin yayın yapabilmeleri için bir mevzuat belirlenmişti. Peki ne oldu? İşler daha da karıştı. Şimdinin ulusal yayın yapan 9 gazetesinin patronu bu yeni yasayı kabul edemediler. 212 sayılı yasa ve basın İlan Kurumu’nun mesleki zararlar oluşturacağını belirten bir bildiri hazırladılar. Hemen ardından da gazetelerini 3 gün kapattılar. Bu durumda işin mutfağındaki gazeteciler 3 gün yayın yapan “Basın” adı altında bir gazete çıkardılar. Yani gazeteler patronları kendi çıkarlarını öne sürmesiyle kapatılınca (9 patron olayı) dahi gazeteciler çalıştı. İşte bu sebeple 10 Ocak ve devamındaki süreç çalışan gazetecilerin günü olarak tarihi katılara geçti.

Günümüzde Durum Ne?

212 sayılı kanun ve Basın İlan Kurumu her ne kadar düzenleyici olgular olsa da çıkın sokağa, bulduğunuz gazeteciye sorun: “212’li misin?” Yok beee, nerdeeee… Ülkemizde işini layıkıyla yapmaya çalışan binlerce gazeteci var ama ne yazık ki çoğunluğunun sigortası dahi yok. Patronların çoğu 20 lirayı dahi nasıl yapsam da maaştan kessem diye düşünüyor. Paraları mı yok acaba? Hadi yok diyelim! Neden giriştiler bu medya işine o zaman? İtibar, siyaset! Yerim sizin itibarınızı. Basın İlan Kurumu’nun getirdiği şartları da taşıyor gazeteler. Bu nasıl oluyor? Patronlar eşini dostunu akrabasını gazetede çalışıyor gösteriyor. Bir şekilde vasıf alıyor onlara ve al sana 212 kanununa uyan bir gazete. Ama gazetede işi yapan adamların ne basın kartı var ne de 212 sayılı kanuna tabii. Maaş mı? Ortalama 3 ayda iki maaşa denk geliyor en iyimser hali. Asgari ücret aldıklarına bakmayın. Özellikle çoğu yerelde para bankaya girer, maaş yattı görülür ve patron bunu geri çekip çalışana biir miktar para vererek iki de vaatte bulunur. Haftaya tamamlarız maaşını falan der geçiştirir. Geçin o işleri. Ben… Ben Talip Kocakoç, çalıştığım çalışmadığım birçok gazetede şunu gördüm:

Cebine bir yerlerden borç harç bulduğu parayla medya patronu oluyor insanlar. Zor durumda olan bir gazetenin vasfını satın almak gazetecilik yapmak için yetiyor onlara. Gazete az geliyor; dergi, internet siteleri, televizyonlar, medya şirketleri… Ne ararsan var!  Her ne kadar Basın İlan Kurumu en az 5 kişi dese de yanına 2 adam alanlar gazeteci oluyor. Bir süre vasıflı eleman çalıştırıp sonra tekmeyi vuruyorlar. O sırada gazetede vasıfsız çalıştığı görülen anne baba eş dost vasıf da alıyor. Al sana aile boyu vasıflı gazete. Baba İmtiyaz Sahibi, Anne Yazı İşleri Müdürü, oğul muhabir falan oluyor resmiyette ama hiçbiri gazetecilikten anlamıyor. Bakıyorlar keyiflerine. Bir de devlet desteği aldılar mı ohh miss! Yaşasın gazetecilik. Peki gazetecilik yapanlar? Alaylı ya da mektepli fark etmez. Kapı kapı gezmek zorunda kalıyor bu vasıflı çalışanlarımız. Yazık! Günümüz böyle.

Türkiye’de çalışan gazetecilerin sadece yüzde 10’unun 212’li olduğu bir gerçek. Onlar da ulusal mecrada görev alanlar. İşini severek yapanların çoğunda basın kartı bile yok. Benim gibi. Niye mi? Gazete kapanır, başka yere gidersin. Gazete el değiştirir, kart yenilemen gerekir. Gazete isim değiştirir, yeni kart beklersin. Patron çıldırır, işinden olursun; kartın elden gider. Gazetecilik zor evet. Gazeteciliği bilen için zor. Gazeteciliği bilen, hele de yerelde çalışan biriysen derdin meslek olmuyor. Derdin geçinmek oluyor. Yazık oluyor.

212 sayılı kanunun yasal zemini olsa da işin içinde durum vahim. Patronlar bir iki adamlar bu işi götürebileceklerini sandığı sürece, çalışanın da ekmek derdi olduğu süre bu işler düzelmez. Hele ki 212’nin adı bile geçmeyen internet medyasında durum daha da vahim. Parasını, emeğini alamayan her çalışanın bir internet medyasına yöneldiğini düşünün! Bu işi başımıza bela olacak!

Neyse…

Çalışan ve çalışmayan bütün gazetecilerin aslında mücadele günü olmasına inandığım bugünü kutlu olsun!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Derya Ak 10 Ocak 2021 / 14:44 Cevapla

Harika bir yazı. Tebrikler.