reklamreklam

Sonuç her zaman tahmin ettiğin gibi olmayabilir!… « Haber Ordu

28 Kasım 2020 - 22:46

Sonuç her zaman tahmin ettiğin gibi olmayabilir!…

Sonuç her zaman tahmin ettiğin gibi olmayabilir!…
Son Güncelleme :

29 Ekim 2020 - 19:57

33 kez okundu

Çocukluktan beri iki eski arkadaş Murat ve Şahin bir kış mevsiminde, hafta sonu kayak yapmak için bir otele rezervasyon yaparlar ve malzemelerini Murat’ın kamyonetine yükleyip kuzeydeki bir dağa doğru yola çıkarlar.

Araçta birkaç saat yol aldıktan sonra çok kötü bir kar fırtınasına yakalanırlar ve en

yakındaki bir çiftliğe yetişip yardım istemek için kapıyı çalarlar.

Kapıyı çok hoş ve güzel bir bayan açar.  Durumu bayana anlatıp geceyi orada geçirip geçiremeyeceklerini sorarlar.

Bayan;  “Hava şartlarının çok kötü olduğunun farkındayım ve bu kocaman malikâne ve çiftliğe sahibim, ama çok yakın bir geçmişte eşimden boşandım ve yalnız yaşıyorum.  Şayet sizi evime alırsam, komşular yanlış düşünüp dedikodular yapmaya başlarlar”  deyip özür diler.

Murat;  “Endişelenmeyin lütfen hanımefendi, biz şu evin yanındaki ahırınızı da kullanabiliriz.  Ahırda da uyuyabiliriz ve hava biraz yumuşayınca sabahın çok erken saatlerinde hemen gideriz” der.

Güzel bayan razı olur ve iki arkadaş ahıra girip geceyi orada geçirebilmek için hazırlıklarını bitirip yatarlar.

Sabah olduğunda hava sakinleşmiştir ve iki arkadaş yola çıkarlar.  Kayak yaparak harika bir hafta sonu geçirirler.

Lâkin, takriben 9 ay sonra, Murat’a bir avukattan hiç beklenmedik yazılı ve resmi bir tebligat gelir.

Murat ilk başta biraz şaşırmıştır.  Lâkin tebligatı dikkatlice okuduktan sonra, gelen yazının, 9 ay önce arkadaşı Şahin ile birlikte kayak yapmak için hafta sonu kayak merkezine giderken tanıştıkları o güzel bayanın avukatından olduğunu anlar.

Murat hemen arkadaşı Şahin’e uğrar ve;  “Şahin, yaklaşık 9 ay önce kayak yapmaya giderken ahırında kaldığımız o varlıklı, boşanmış ve güzel bayanı hatırlıyor musun?”  diye sorar.

“Evet, tabi ki hatırlıyorum”  der Şahin.

“Pekiii, gece yarısı ahırda uyuyorken kalkıp bayanın evini ziyaret edip kendisiyle görüştün mü?”  diye sorar Murat.

“Iııhhh…. evet, maalesef itiraf etmem gerekir ki yaptım”  der Şahin, yakayı ele vermiş olmanın verdiği utanç ile.

“Pekalâ, bana dürüst bir cevap ver lütfen.  Bayanla birlikte oldun mu”  diye sorar Murat.

Şahin artık kıpkırmızı olmuştur ve nerdeyse fısıldayarak;  “Eveett…”  der.

Murat;  “Yine dürüst bir cevap istiyorum, bayana kendi adın yerine benim adımı verdin mi?”  diye sorar tekrar.

Şahin’in yüzü artık bir pancar kadar kırmızı olmuştur;  “Bak dostum, çok özür diliyorum ve korkarım ki senin adını verdim, evet”  der.

Şahin titreyerek, korku ve panik içinde;  “Neden sordun ki?”  diye mırıldanır.

Murat cevabını verir;  “Çünkü kadın ölmüş ve tüm malvarlığını bana bırakmış”……

Sizler, öykünün başka türlü biteceğini bekliyordunuz, değil mi?

Evet, ne yalan söyleyeyim. Ben de neticenin başka türlü biteceğini umuyordum.

Buradan şu netice çıkıyor. Demek ki, her zaman netice senin beklediğin şekilde tezahür etmeyebiliyor.

Arkadaşına kötülük yapmak üzere söylediğin bir yalan, arkadaşının aleyhine gelişecek zannederken, bu hikâyecikte olduğu gibi, lehine bir gelişmeye sahne olabiliyor. Yani kötü niyetle söylediğin bir yalan, arkadaşın için iyi bir neticeye vesile olabilmekte.

Büyüklerimiz boşuna, “hayır ve şer Allah’tandır. Neyin şer, neyin hayır olduğunu Allah’tan başka kimse bilemez. Bizim şer zannettiklerimiz hayır, hayır zannettiklerimiz şer ile neticelenebilir.” Dememişlerdir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.