reklam
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
15,9204
EURO
16,8346
ALTIN
942,92
BIST
2.382,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ordu
Açık
20°C
Ordu
20°C
Açık
Cumartesi Açık
24°C
Pazar Az Bulutlu
18°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Salı Az Bulutlu
16°C

TOPLUMUN YETİM VE ÖKSÜZLERİ

TOPLUMUN YETİM VE ÖKSÜZLERİ
REKLAM ALANI
13.05.2022
0
A+
A-

Yoksulluk, aile içi şiddet, boşanma, nikâhsız evlilik, göç gibi nedenlerle parçalanan ailelerin çocukları, kendilerini sokakların kucağına bırakıverirler çoğu zaman. Eğer fark edilebilirlerse ve planlı önlemler alınabilirse, onları topluma kazandırmak hiç de zor değildir aslında. Ancak sorumluluk bilinciyle hareket edilmezse, her yönden istismara açık olan çocuklarımızı kaybetmek işten bile değildir. Böylece bu çocuklar bazen tinerci ve gaspçı, bazen hırsız, bazen de uyuşturucu müptelası olarak karşımıza çıkacaktır.

Unutmamak gerekir ki, kimsesiz bir çocuğun kimsesi olmak, aile ve akrabasının olduğu kadar tüm toplumun/Müslümanların ödevidir (Muvatta, “Akdiye”, 21). Daha doğmadan babasını, altı yaşında da annesini kaybeden rahmet peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.) de bir kimsesiz değil miydi? Allah O’nu fakir bulup yedirip giydirmedi mi? Öksüz bulup sahip çıkmadı mı? O’na habibim demedi mi? Sahipsizlerin sahibi olan Allah azze ve cellenasil O yüce sevgiliye sahip çıktığı gibi bizlerde sevgili peygamber(s.a.v) ümmetleri olarak çevremizdeki sahipsizlerin sahipliğine soyunmaktan geçer. Biz bunu hem yetim ve öksüz olan Hz peygamberin (s.a.v) örnek yaşantısından öğrenmekteyiz.

Bir gün mescit’te, Kâinatın efendisi Muhammed Mustafa (s.a.v) İmamdır, ardında gökteki yıldızlar misali ashabı kiram, cemaat olmuştur. Bayram namazı kılınmaktadır. Namazdan sonra sarılırlar, bayramlaşırlar ve dışarıya çıkarlar. Dışarıda oynayan çocukları görür Allah’ın Resulü. Sevinir onları görünce. Asr-ı Saadet‘te çekilen çilelerle birlikte bu çocukların gülüp oynadıklarını düşünün.

Peygamberimizin (s.a.v) yüzünde tebessümler belirir. Sonra bir köşede ağlayan bir çocuğu görür. Yanına gider Nebi, o dayanamaz çocukların ağlamalarına. O ki, namaz kılarken bile sırtına binen torunları inene kadar secdesini uzatan bir Peygamberdir.

Başını avucuna almış ağlayan çocuğun başını okşar ve sorar Nebi: “Arkadaşların oynarken sen neden ağlıyorsun”? Başını kaldıran çocuk karşında kimin olduğunu bilmeden cevap verir: “Benim Babam en sevgilinin yolunda Uhud’da şehit oldu. Annem başkasıyla evlendi. Herkes babasının elini öperken ben elini öpecek bir baba bulamadım!”

İşte o an Resul’ün gözlerinden yaşlar akıyordu toprağa. Toprak sevinçle Rahmet Peygamberin gözyaşlarını emerken Efendimiz (s.a.v) çocuğu bağrına basıp evine götürür. Çocuğu doyurup, güzel elbiseler giydiriyor ve böyle biraz olsun gönlünü hoş ediyordu.

Sonra Resulullah çocuğu yanağından okşayarak şöyle der: “İstemez misin Fatıma (r.a) kardeşin olsun, istemez misin Aişe (r.a) annen ve ben de baban olayım?” Çocuğun bir anda çehresi değişir. Karşısında Resulullah (s.a.v) olduğunu daha yeni anlar. Heyecandan nutku tutularak ancak “Nasıl razı olmam, Ya Resulullah?” diyebildi.

Giydiği yeni elbiseleriyle oynayan arkadaşların yanına gider. O değişimi gören arkadaşları “sana ne oldu, az önce ağlıyordun” derler. Der ki çocuk: “Vallahi açtım, doydum; çıplaktım, giyindim; yetimdim, Aişe annem, Resulullah babam oldu” der. Diğer çocuklar: “Keşke bizim de babalarımız Uhud’da şehit olaydı da, biz de öyle bahtiyar bir babaya kavuşmuş olaydık” derler.

Bizlerde Allah (c.c.)’ın emrini ve Resulullah (s.a.v.)’in sünnetini yerine getirmek istiyorsak ve Yetimlerin “işte şimdi yetim kaldım” demelerini istemiyorsak o halde bizlerde Yetimlere kendi ocağımızda yer açalım.

Yetimlere sahip çıkılması ve haklarına riayet edilmesi noktasında bakın Yüce kitabımız ne buyurmaktadır. “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. (Nisa – 10)başka bir ayette: “Allah’a kulluk edin. Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Anne ve babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yol oğluna, Yeminle hak sahibi olduğunuz kimselere iyilik edin. Kuşkusuz Allah, kibirli ve kendini övenleri sevmez.

Selam ve muhabbetlerimle…

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.