escort

reklam reklam
reklam
reklam

ZÛLME SESSİZ KALAN AVUÇLARIM MIYDI?!. « Haber Ordu

24 Eylül 2021 - 19:19

ZÛLME SESSİZ KALAN AVUÇLARIM MIYDI?!.

ZÛLME SESSİZ KALAN AVUÇLARIM MIYDI?!.
Son Güncelleme :

09 Eylül 2021 - 14:08

123 kez okundu

Nedendir; bunca zûlüm!?.ve; zûlme sessiz kalan avuçlarım… Utancında avuçlarım…Cümle haykırışları, acıları ve daha nîce bilemediğim gözyaşlı geceleri dindirmeyen, silemeyen avuçlarımdaki sessiz figânımı… kime, kimden arzetmeli, avuçlarım yüreğime küslük kurmuşken… Yüreğime fark olacakken “fak”a tutan avuçlarım!..

Riyâsız kelâm tasavvuruna meydân sunmalı… Ah’ı gelip, âh’ı galîb edip bulmadan…yankı yankı, suskunluğa gerçeksiz… Dönem dönem her konuda konusuz… Buna rağmen, bunca hâdsizlikte… Zûlmün her dönemi kapsayan yüzü vardı; vardı da, nedendir ki, bîhaberdik…Haber almak kadar duyamadığımız nîce çığlıkların yankısından…Sessiz çığlıkların duyulmadığı vakitlerin gafletine mi, tercümândık!?. Suskunluğum, öylesi bir hissizlikten bağ kurmuş ki; tüm kelimeleri, hangi kelimelerin gerçeksizliğinden, samîmîsizliğinden silkeleyiversem olmuyordu, zûlme sessiz kalan avuçlarım semâ’ya açılamıyordu… Bir ânlık samîmî seslenişe ses olamıyordu…

 

Geceler bahtına gün doğmuyorsa…doğan günlere hükümrân buncasından karanlık…Mâsûm cânların son bir nefesi şahîddir, günsüz saâtlere!.. Sonrası onlara şahîdliğini dile getirecek hakîkât’in şehâdet uykusu!.. Günsüz gece karanlığı bizlere kalan…Gönül, dimâğa köle olmuş duymuyorsa vAllahî atsa ne işe yarar?!. Atsa, cân’a güç yetirmez; yetirse vaktini sormaz-soramaz mazlûmun sesinde..!

İnleyişin yankısı arz-ı semâda!..ne yana dönse mâhfı zûlmün katranı yükselen..! şaşkındır semâ ve ehl-î semâ!..Her yerde azından çoğuna mevcût olan zûlümdür… istisnâsız her yerde… Sözde, dilde, hakta, hukûkta, bakışta, tâvırda… Olmadık yer ve konu olmayan!..”Zindanlı Yürek Vicdânı!”kılıfına uydurup “hafifinden buncağızdır..!” nolacak ki deyip de oluruna bakar da; ayyûka çıkmış, arşı titreten mazlûmun âh’ına sebep zûlmü, nasıl olurda görür-duyardı; değil mi Hak saklaya buncasına ortak olmuş gibiyse semâ’ya açılan avuçlarım… Sorgusunda ürküten sorular, kâr ve kârım değilken…yeteri hiç kadar…

 

Derîninde emre âmâde, ehlî semâ… Yoksa ki, hemdemlik kurmuş nefeslerimize tek cânlık havayı sunmaz!..yıkılır, yıkar pamuk pamuk atılır dağların kûdretli duruşuna aldırmadan!..

Bekle emrînde… sabretmekle vaktine…vakti gelene dek duymalı titreten sesleri… ve; karanlıktayken gün’süz’ler, gecenin vaktinde kimselerin görmediği ama görüldüğü, kimselerin duymadığı ama duyulduğu demlerde…fısıltı fısıltı avuçlardan yükselen, gece ve samîmîyet kokulu,demînde muhabbetin yürek titreten hâllinde duâlar…aczîn bağrında duâlar…belki, titreten sesleri dindirir!..

 

Kûdreti kendinde sanmakla zûlmü güçsüze revâ gören…adı; o, bu, şu; mel’ûnluktan paycanın…ne arzeder öneminden benzer kötülüğün vâsfında bir olanlar. İşte bunların hırsı endâm eden, çıkar uğruna cân pahâsın bilmeyenlerin yıkımları yangınlık vesikâsına sebebîyet!..Her dönemdeki zûlmedici taraflar!.. kendilerindeki bunca cürretî görmemekte de olsalar, ya vicdân!?.Ben’den, biz’den…körelen duyarlılık, dillerde ismî endâm eyleyen!.. Dillerde gerçekliğin salan, gerçeksiz kalan… Samîmîyeti olmayan…

 

Dertleri dâvâsız; sömür, yak, yık!.. cânlardan câna her alanda olmadık zûlmü lâyık görmek!.. Görülenin hâddi hesâbına yatırılan gurûr-u nezîhsizliğin gerçek yüzündeki siliklik, perdeleri aralanınca, biter mi küçüğünden büyüğüne tüm zûlüm!?.. Gerekçesi zûlmün; tek dertleri mâzlum, güçsüz ve müslümân olmak…yeter ki, zûlmetmek istesinler, değil mi!?.

Ya bizler; ya ben!..avûçlarımın bile yüzüne bakamayan bizler…Hangi mahcûbluk, kaç defâ…bir konusuz, tek konulu denilmeyen…

 

Vakti ya da değili… mizânı hesâb, gelecektir elbelt… Cürretlerinde hepsine revâ gördükleri ve hepsinden kendi devâlarına doğduk sandıkları ahmaklığın derece tanımaz hudûtsuzluğunda hep zûlm ile abâdlık taslayanları…olagelmiş, olagidecekken duyarsızlık oluru olmasın yeter ki… Avuçlarım…!yeter ki şimdiden hesâb eyle vebâlin…! Muhasebesine tutunmakla…

 

Hâsılına velvelesiz birkaç akl-ı selîm ses, duyurma çabâsı gösterirken…avuçlarım susma, zerreden hükmün bir fısıltıdan arşa uzansın…ve avuçlar, sizlerde hep ve daîmi…ehlî semâ’yı imrendiren hûşû’yu kelime ile… Aksi durumdan vebâlde tutanı: Görmemek, duymamak hissizliğinin sâye’sindeki umûrsuzluktan kısa süreliğine  faydalanmak adına sorumluluğu atamadığımız-atamayacağımız…Duyarlılık semâlarına ulaştıramadığımız avuçlarımızla, yürekte hissetmekten nasîbsiz nasılsızlığımız….

 

Duy ya da duyma, dedirtmeyen… birçoğundaki görülenin dışında inceden ses ile düşmekle gönül telinden… olmasın pişmânın vâh’ı ve en azı” Zûlme Sessiz Kalan Avûçlarım mıydı!?.”pişmânı hâl dilinde olmasın…Onulmaz olurunda olmasın.!!

                                                              Sâlihâ ÇOŞKUN

 

 

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
07072021.jpg