En Başarılı Başkan Olarak Tarihe Geçebilecek mi Acaba!


Altılı masa yandaşları, “Kılıçdaroğlu her girdiği seçimi kaybetti diyorlar. “Abraham Lincoln” 11 seçimi kaybettikten sonra ABD Başkanı oldu ve ABD tarihinin en başarılı başkanı olarak tarihe geçti.” Diyorlar.
Evet şayet seçimi kazanabilirse Kılıçdaroğlu da, en başarılı başkan olarak tarihe geçecek diyenler de olabilir. Ama bir farkla, kendi milleti için değil de PKK siyasi uzantısı HDP açısından, FETÖ açısından, ABD ve diğer dış güç odakları açısından, en başarılı başkan olarak tarihe geçebilir.
Bir kere birisinin en başarılı olarak tarihe geçebilmesi için ülkesinin ve mensubu olduğu milletinin hayrına olabilecek ve geleceğine damga vuracak projelere, yatırımlara, gelişmelere ve yeniliklere imza atabilecek bilgi ve birikimlere sahip olunması gerekmez mi?
Peki altılı masanın adayı olarak ortaya çıkan Kılıçdaroğlu bunu başarabilecek vasıf ve özelliklere sahip mi?
Bize göre hiç de sahip değil. Kılıçdaroğlu’nun aday oluncaya kadar partisinde geçirdiği aşamaları ve önce Parti Genel Başkanı, sonrasında da aday olarak açıklandığı günlere gelinceye kadarki hayat hikayesine gelin hep beraber bir göz atalım.
Hatırlanacağı üzere Deniz Baykal Parti’nin Genel Başkanı olarak görev yaparken, çok önemli bir siyasi linçe tabi tutulmuş ve kaset komplosu ile karşı karşıya bırakılmış. Neticede de Genel Başkanlık görevinden plânlı bir şekilde uzaklaştırılmıştı.
Deniz Baykal’ın görevden uzaklaştırılması ile Genel Başkanlık koltuğu boş kalan Atatürk’ün partisinin başına hiç hesapta yokken Kemal Kılıçdaroğlu oturtuldu. Hiç hesapta yokken diyoruz. Evet maalesef o zamana kadar gerek partili, gerekse partisiz hiçbir kimsenin akıl ve hayaline gelmeyen birisi, yani Kemal Kılıçdaoğlu Atatürk’ün partisinin Genel Başkanı oluverdi.
Bu güne kadar da girdiği her seçimden yenilgi ile çıktı. Ama, ne hikmetse Genel Başkanlık koltuğu hiç de sallanmadı ve her defasında koltuğunu muhafaza edebildi.
Koltuğunu muhafaza edebilmesi onun başarılarından dolayı değildi elbette. Onu o makama getirenlerin başarısıydı.
Gele gele günümüze kadar gelindi. Onu o koltuğa oturtanların asıl hedefi Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidardan uzaklaştırılması ve tamamen siyasi hayatın dışına itilmesiydi. Uzun süre bunun çalışmaları yapıldı.
Gerek dış güç odakları, gerekse içimizdeki uzantıları önce Kılıçdaroğlu’nu, Erdoğan karşısında yer alan ve aynı görüşü benimsemiş olsalar da, çeşitli sebeplerle Erdoğan’ın gitmesini isteyen çevreleri bir araya getirmek ve bir muhalefet bloku oluşturmak üzere, görevlendirdiler.
Bu çevreler mevcut partileri bu bloka dahil etmenin dışında, AKParti içinden kopardıkları iki muhalif AKParti’liye iki ayrı parti kurdurdular, sonra da bunları da Kılıçdaroğlu’nun masasına oturtarak altılı masayı oluşturdular. Sadece altılı masa değil tabi ki, masanın altına bir de görünmeyen gizli bir ortak kondurdular.
Ondan sonra da hepimizin takip ettiği şekilde uzunca gerçekleşen mücadele ve çekişmeler neticesinde altılı masanın adayı olarak Kemal Kılıçdaroğ’lunun adaylığını herkesin kabullenmesini temin ettiler.
Altılı masa ve gizli ortağı ile dış güç odakları ve içimizdeki uzantıları hep birlikte seçim çalışmalarını başlattılar.
Yazının başında da belirttiğimiz üzere, Kılıçdaroğlu bu seçimi es kazara kazanmış bile olsa, seçimi kazanan sadece kendisi olmayacak, asıl kazananlar onu oraya oturtanlar ve Erdoğan’ın mutlaka gitmesini isteyenler kazanmış olacaklar.
HDP’nin siyasi ayağı PKK, FETÖ, başta ABD olmak üzere diğer dış güç odakları ve içimizdeki uzantıları kazanmış olacaklar ve bu altılı masayı ve gizli ortağını masa etrafında toplayan irade hedefine ulaşacak ve Türkiye’nin adım adım parçalanıp bölünmeye doğru gidişine zemin hazırlamış olunacaktır.
Gayet tabi ki, bu zeminin hazırlanması sadece bunların sayesinde olmayacak, vatandaş olarak bunlara oy verenlerin katkı, destek ve yardımları ile sağlanacaktır ve olanlar da bu güzelim ülkemize ve milletimizin geleceğine olacaktır.
Şimdi önümüzde iki seçenek var. Ya tüm burada yazdıklarımızı dikkate alarak ve milletimiz ve ülkemizin geleceği ve bekası için Ülkemiz için bu güne kadar yaptıklarını da görerek Recep Tayyip Erdoğan’a destek ve oylarımızı vereceğiz ve ülkemizin geleceğini karanlıklara gömmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Ya da, hem tüm dış güç odakları ve içimizdeki uzantılarının oyun, tuzak ve algılarına kanıp milletimizin ve ülkemizin geleceğini karartmalarına vesile olmayacak ve fırsat vermeyeceğiz.
Yorum Yazın