Hakk’tan Uzak Olan Bütün Bu Gayretleriniz Kuru Bir Gürültüden İbarettir!


Allah Teâlâ’nın kelâmını terk ederek, batıl düşüncelerden hayatınıza aktardığınız fikirlerle ve nefsinizin istek ve arzuları doğrultusunda şekillendirdiğiniz hayat tarzınızın ne kendinize ne de oluşturduğunuz bu mesnetsiz sistemi yaşamaları için dayattığınız toplumlara hiçbir faydası olmaz.
Nefsin heva ve heveslerine uyarak, gururlanıp her şeyi bildiğinizi ve yaptığınız işlerin doğruluğunu iddia ederseniz, gönlünüz sertleşerek bir kaya gibi olur, kaya gibi olan sert bir zeminde ise ekilen tohumların yeşermesi kolay kolay mümkün olmaz.
Gönlümüzde ayrıkotu misali yetişen yabani fikir ve düşünceleri temizleyemedik ve onların filizlenmesine engel olamadık…
Neticede ise şu anki acınacak hâle düşerek, şerefli bir mevkiyi, arzu edilmeyen güçlerin kontrolüne terk ettik.
Merhum Ahmed YAŞAR Hocaefendi buyuruyorlar ki: “Beşerî kelâmlar çakıl taşı gibidir, zahmeti çekilip taşınır, fakat çakıl taşında bir şey yetiştiği görülmemiştir.
Halbuki bizim fıtratımız topraktan kaynaklanır ve dünyaya geliş sebebimiz fıtratımızla beraber gönül bahçemize ekilen tohumu yetiştirecek olan, onun üzerinde biriken tozları silkeleyip yeniden dirilmesini sağlayacak olan Allah Teâlâ’nın kelamı ve Resûlullah’ın sünnetinin sedasına itaat etmek içindir.
Maalesef bizler kalbimizi ve gönlümüzü bu güzellikler yerine beşerî kelâmlara ve onun karanlık ufkuna açarak, gönlümüzde Allah Teâlâ’nın kelâmına ve Resûlüllah’ın sünnetine yer ayırmadık.
Artık bu perişanlıktan kurtularak gönül bahçenizi yeniden layık olduğu seviyeye çıkartmak ve yeşertmek istiyorsanız ilâhî kelâmın ve sünnet-i Resûlullah’ın kıymetini biliniz, konuşmalarınızı ve yaşayışınızı onlara göre ayarlayın, kalbinizin en mûtena yerine onları yerleştiriniz.
İşte o vakit evinizde, ailenizde, memleketinizde ve dünyanızda İslâm ağacının bereketli meyvelerini görür, gönlünüze feyz ve hikmet nurlarının yağdığını hissedersiniz.
Allah Teâlâ’nın kelâmını terk ederek, batıl düşüncelerden hayatınıza aktardığınız fikirlerle ve nefsinizin istek ve arzuları doğrultusunda şekillendirdiğiniz hayat tarzınızın ne kendinize ne de oluşturduğunuz bu mesnetsiz sistemi yaşamaları için dayattığınız toplumlara hiç bir faydası olmaz.
Çünkü Hakk’tan uzak olan bütün bu gayretleriniz kuru bir gürültüden ibarettir.
İnsanlığın, içine düşmüş bulunduğu ve bizlerinde her gün görmekte olduğu rezaletleri seyrederek ne yazık ki onlara benzemekten başka bir şey yapamadığımızı üzülerek görmekteyiz.
Eğer toplumumuza musallat olan bu azgınlık ve sapıklıklardan kurtulmak isterseniz, Allahu Teâlâ’nın kelâmı olan Kur’an-ı Kerim’e yüzünüzü dönünüz, Kur’an’ın canlı tefsiri olan sünnet-i Resûlullah’a sarılınız, zira kalbinizde bitmesi gereken tevhid tohumlarını besleyecek olan kaynak onlardır.
Bu tohumlar kayaların ve çorak arazilerin münbit bir toprak olmasını sağlar, fakat siz gönlünüzü bu nimetlere açmazsanız gönlünüzdeki kayalar günden güne sertleşir. Ondan sonra size yapılan tebliğler, kayaya damlayan su taneleri gibi akıp gider, fakat size hiçbir fayda sağlamaz.
Şu temel meseleyi de asla unutmayınız: Gönlünüzde bitmesi gereken tohum, tevhid ağacının tohumudur.”
Bu tohumun ekileceği bahçeyi yani gönlünüzü muhabbetullah ve Cenâb-ı Allah’ı tefekkür ederek yumuşatınız.
Nefsin heva ve heveslerine uyarak, gururlanıp her şeyi bildiğinizi ve yaptığınız işlerin doğruluğunu iddia ederseniz, gönlünüz sertleşerek bir kaya gibi olur, kaya gibi olan sert bir zeminde ise ekilen tohumların yeşermesi kolay kolay mümkün olmaz.
Gönlümüzün yıllarca dinlediklerinden istifade edemeyişinin sebebini düşününüz ve biliniz ki biz gönlümüze ekmemiz gereken rahmet ve bereket yüklü tohumun ehemmiyetini hakkıyla takdir edemedik.
Gönül bahçemizde bu büyük misafir için herhangi bir karşılama ve kavuşma hazırlığı yapmadık.
Gönlümüzde ayrıkotu misali yetişen yabani fikir ve düşünceleri temizleyemedik ve onların filizlenmesine engel olamadık,
Neticede ise şu anki acınacak hâle düşerek, şerefli bir mevkiyi, arzu edilmeyen güçlerin kontrolüne terk ettik.”
Yorum Yazın